(6100 S. K. m. 315)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kardeşi olan davalıya kendi adına minibüs ve hattı almak üzere yurt dışından para gönderdiğini, ancak resmiyette bütün işlemlerin davalı adına yapıldığını, davalının minübüs ve hattını halen kullandığını, devrini de bugüne değin vermediğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı bulunan 42 YM 039 plaka sayılı hatlı minübüsün trafik kaydı ve davalı adına kayıtlı hattın iptaliyle adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde hat ve minübüs bedeli kadar tazminatın davalıdan yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 3.8.2010 tarihli sulh sözleşmesi uyarınca 6100 Sayılı H.M.K.nun 315 maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının halen kullanmış olduğu ve davalı adına kayıtlı olan minübüs ile hattının kendi adına davalıya vermiş olduğu paralarla alındığını, kendisinin yurtdışında olması sebebiyle kaydın davalı adına yapıldığını, davalı tarafından minübüs ile hattın kaydının aktarılacağı inancıyla bugüne değin beklemesine rağmen devrin yapılmadığı ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilahare davacı, taraflarca mahkeme haricinde aktedilen 3.8.2010 tarihli sözleşmeyle sulh oldukları belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi talep olunmuştur.
Bilindiği gibi, 1086 Sayılı H.U.M.K.nunda sulh müessesesi düzenlenmiş değildir. Ancak, sulh konusunda muhtelif yasalarda bazı hükümler mevcuttur. Gerek uygulamada ve gerekse bilimsel görüşlerde ittifakla kabul edilen görüşe göre; sulh bir sözleşmedir. Sulh sözleşmesi, o sözleşmeyle ilgili bulunan tarafların arasında meydana gelmiş uyuşmazlığın taraflardan her birinin bazı haklarından fedakarlıkta bulunup uyuşmazlığı ortadan kaldırmaları konusundaki irade açıklamalarının birleşmesidir. Gerçekten Sulh (Vergleich), tarafların arasındaki hukuki münasebete dair bir uyuşmazlığa veya şüpheli bir duruma son vermek amacıyla karşılıklı rıza ve fedakarlıkla yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh maddi hukuk bakımından borcu, usul hukuku bakımından ise davayı sona erdiren sebeplerdendir (Turgut Akıntürk - Müteselsil Borçluluk - Ankara 1971 - Sayfa 187).
Taraflar arasında akdedilen 3.8.2010 tarihli sözleşme de bu kapsamda geçerli olup Mahkemece, dava ve sözleşmenin tarihi itibariyle sulhun tasdikine karar verilmesi gerekirken zaman bakımından olayda uygulanma olanağı bulunmayan 6100 Sayılı H.M.K. hükümlerince karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 17.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy