(818 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar H. ve Y.'nın kızları D.in davalı derneğin amatör lisanslı eskrim sporcusu olarak, kulüp tarafından temin edilen, diğer davalı M.'e ait otobüs ile Eskişehirde'ki müsabakalara giderken meydana gelen trafik kazasında ağır şekilde yaralandığı, kafatasının zarar gördüğünü, sol kulağının sağır olduğunu, sol gözde ciddi görme kaybı oluştuğunu, uzun süre tedavi gördüğünü, kalıcı izler ve hasarlar oluştuğunu, başarılı bir sporcu iken sporu bırakmak zorunda kaldığını, tüm bu süreçte ailece sıkıntı yaşadıklarını bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 40.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline (sigorta şirketlerinin poliçe miktarıyla sorumlu tutulmalarına) karar verilmesini talep etmiş, 23.12.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de maddi tazminat talebini 99.115,93 TL ye yükseltmiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, Dernek hakkındaki davanın husumetten reddine, 133.849,18 maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle sigorta şirketleri yönünden poliçe limitini aşmamak üzere müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine, D. için 10.000 TL, anne ve baba için 2000'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dosyanın incelenmesinde; reşit olmayan davacı D.'in davalı Dernek bünyesinde amatör lisanslı eskrim sporcusu olduğu, derneğin temin ettiği, sürücü M.'e ait otobüs ile Eskişehir'de yapılacak müsabakalara katılmak için anne ve babası olan diğer davacıların muvafakatıyla yolculuk yaptığı esnada meydana gelen trafik kazasında ağır yaralandığı, uzun bir süre tedavi gördüğü, Adli Tıp Kurumunun 12.3.2010 tarihli raporuna göre, kafa travmasına bağlı olarak solda işitme kaybı, görme kaybı, psikiyatrik bulgular ile %47 oranında maluliyetle aynı oranda meslekte kazanma gücünden yoksun kaldığı, kesinleşen ceza dosyası kapsamına göre davalı M.'in olayda tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı D.'le davalı dernek arasında spor eğitimi ve öğretimi ilişkisi bulunduğu, davacının davalı derneğin amatör lisanslı sporcusu bulunduğu, davalı dernek adına yarışmak üzere yine derneğin temin ettiği diğer davalı sürücü M.'e ait otobüs ile yolculuk yaparken, meydana gelen trafik kazasında yaralandığı anlaşılmakla, davacı D.'le davalı Dernek arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, davacıların meydana gelen zararlarından diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Buna göre bu davalı hakkında da hüküm altına alınan miktardan sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- Borçlar Yasası'nın 47 nci maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Davacının çocuk denilecek yaşta geçirdiği kaza nedeniyle ağır derecede yaralanıp uzun yıllar tedavi gördüğü, bu tedavi sonucu tamamen de iyileşmediği, kalıcı hasarlar olduğu, uzunca sayılabilecek bir süre ailece bu kazanın etkilerinin azaltılması için mücadele ettikleri hususları gözetildiğinde mahkemece davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarının yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece somut olayın özelliklerine uygun, hak ve nesafet kuralları gözetilerek manevi tazminat takdir edilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4- Davacı D.'in dosya süreci içinde sağlık raporları aldırılması için yaptığını belgelendirdiği masraflarının da tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2., 3., 4. bentte açıklanan nedenle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 07.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy