(4857 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, Dava dışı işçi M. T. tarafından davacı idare ve davalı aleyhine Ankara 12. İş mahkemesinin 2007/499 Esasına kayden açılan alacak davasında, verilen karara istinaden idarenin Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2008/14799 Sayılı dosyasına, hükmedilen asıl alacak ve mahkeme masrafları toplamı olarak 10.391,12 TL ödediğini, oysa işçi tarafından açılan davada alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline hükmedildiğini belirterek, ödenen miktarın davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; İcra takibine konu alacağın alacaklısı olan işçinin firmayla önceden hiçbir hukuki bağı ve çalışması olmadığını, dolayısıyla firmanın mahkeme kararı sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığını savunup davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı davalıyla arasında hizmet alımı sözleşmesi bulunduğunu, davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin iş hukukundan doğan her türlü işçilik haklarıyla ilgili tazminatlarından sorumlu olduklarını ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, dava dışı işçinin işe iade davası neticesinde hesaplanan tazminatın eldeki davanın tarafı olan davacı ve davalıdan tahsiline karar verildiği ve icra takibi sonunda da, davacı tarafından ödendiği ihtilafsızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçiye ödenen bu tazminattan hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Bu cümleden olarak, taraflar arasında tanzim edilen 6.6.2007 tarihli hizmet alımları sözleşmesi ve eklerinde, ayrıca sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan kamu ihale genel tebliğinde, işe iade davasının parasal sonuçları olan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süreye ait 4 aya kadar ücret ve diğer haklardan davalı şirketin sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı ancak 23. maddede; yüklenicinin çalıştıracağı personele dair sorumluluklarının genel şartnamenin 6.bölümünde belirlenmiş olduğunun belirtildiği, genel şartnamede ise; yiyecek, kılık kıyafet, sağlık v.b hususlarda yüklenicinin sorumlu olacağına dair hükümler mevcut olup, işe iade v.b diğer hususlarda sorumluluğun kime ait olacağı hususunun düzenlenmediği anlaşılmaktadır.
Sözleşmelerin diğer hükümleri incelendiğinde, davacı Bakanlığın çalıştırılacak işçilerle ilgili işe başlama, çalışma koşulları, denetleme, mali haklarının ödenmesiyle ilgili denetim ve kontrolün tamamen elinde bulundurduğu ancak taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde, işçilerin iş akitlerinden doğacak tazminattan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğu hususunda bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Dairemizce aynı nitelikteki sözleşmeden kaynaklanan ve işçilerin iş mahkemesinde açtığı benzeri davalarda, işveren kurumla yükleniciler arasında sözleşmelerin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmayıp muvazaa olduğu sonucuna varılmış ve benzeri kararlar derecattan geçerek kesinleşmiştir. Hal böyle olunca tacir olan davalının çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda olduğu ancak, davacı Bakanlığın da asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki kesinleşen Ankara 12.İş Mahkemesine ait 11.12.2007 tarih ve 2007/499 Esas ve 2007/836 Karar sayılı kararla tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği de anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, davalının bu ilkeler çerçevesinde sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı sebeplerle davacının 2. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 11.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy