(4077 S. K. m. 4, 30) (818 S. K. m. 198)
Dava: Taraflar arasındaki tüketiciyi koruma kanunundan kaynaklı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan 7.2.2004 tarihinde bir daire satın aldığını dairenin 21.12.2004 tarihinde teslim edildiğini teslimden hemen sonra gizli ayıplar ortaya çıktığını bu ayıpların tamiri için masraf yaptığını bu masrafların ödenmesi amacıyla davalıya ihtar çektiğini davalının buna rağmen ödeme yapmadığını bu masrafların davalıdan tahsiline hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davaya konu evin 2004 yılında alındığını 2008 yılında ihtar çekildiğini, taşınmazın ayıplı olmadığını, ayıpların derhal bildirilmesi gerektiğini zamanaşımına uğradığını bu sebeple davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davaya konu taşınmazdaki gizli ayıplı imalat sebebiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıdan satın almış olduğu taşınmazı teslim aldıktan 3 ay sonra gizli ayıplar ortaya çıktığını bu ayıpları davalıya defalarca bildirdiğini ihtar çektiğini fakat zararının karşılanmadığını belirterek zararını istemiştir.
4077 Sayılı Kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 Sayılı T.K.H.K'nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan. B.K.'nun bu konudaki 198. maddesi uygulanacaktır. B.K.'nun 198. maddesine göre, alıcı, teslim aldığı malı örf ve adete göre, imkan hasıl olur olmaz muayene etmek ve satıcının tekeffülü altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda adi bir muayeneyle meydana çıkarılamayacak bir ayıp mevcut olup da, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da derhal satıcıya ihbar etmediği takdirde yine satılanı bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır. B.K.nun 198. maddesinde öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
Davaya konu uyuşmazlıkta dava dilekçesinden ve davacının çektiği 8.9.2009 tarihli ihtarnameden davaya konu ayıpların, sözkonusu taşınmazın 2004 yılında teslim alınmasından hemen sonra ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Yukarda açıklandığı üzere davacının bu ayıpları derhal ihbar yükümlülüğü vardır. Davacının derhal ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde bu ayıplardan doğan zararını talep edilmesi mümkün değildir. Derhal ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini davacı ispatlamalıdır. Bu hususlar gözetilmeden ve gereği gibi araştırılmadan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 26.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy