(4077 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasındaki Tüketici Hakem Kurulu Kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı şirket elemanlarının aldatıcı vaad ve taahhütlerle psikolojik baskıları ile 07.08.2007 tarihinde 6950 Euro bedel devre tatil sözleşmesi imzalandığını, 5950 Euro karşılığı senet bedelini ödediğini ancak devre tatil hakkını kullanmadığını, tecrübe ve muayene koşulunun gerçekleşmediğini, 22.0.2009 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla sözleşmeden cayma hakkını kullandığını talebinin kabul edilmediğini ileri sürerek, sözleşmenin feshiyle yapılan ödemelerin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının tesisi görerek sözleşmeyi imzaladığını, kapıdan satışın söz konusu olmadığını süresinde cayma hakkını kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin kapıdan satış olarak nitelendirilemeyeceği, cayma hakkının süresinde kullanılmadığı, yaklaşık 3 yıl sonra fesih talebinde bulunulmasının iyiniyet kuralıyla bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı firma elemanlarının gezi sırasında yanına gelerek bedava tatil vaadiyle kandırarak aldatıcı vaad ve taahhütlerle psikolojik baskı uygulayarak 07.08.2009 tarihli devre tatil sözleşmesini imzaladığını, sözleşmenin şirketi temsile yetkili kişiler tarafından imzalanmadığını, devre tatil hakkını hiç kullanmadığını belirterek, sözleşmenin feshi ile, ödemiş olduğu bedelin iadesi istemiyle eldeki davayı açmış, davalı ise devre tatil sözleşmesinin kapıdan satış şeklinde yapılmadığını, davacının tesisleri bizzat görerek sözleşmeyi imzaladığını ve cayma hakkını 10 günlük yasal süre içinde kullanmadığını savunmuştur.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmede kullanım dönemi 43. Hafta Sarı 1. Dönem olarak yazılı olduğu halde, dosya içeriğinden davacının davalıya ait tesislerden hiç faydalanmadığı, sözleşmeye bağlı bir kullanım bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı 22.01.2009 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla cayma hakkını kullanmış ve ödediği bedelin iadesini istemiştir.
4822 Sayılı yasayla değişik 4077 Sayılı TKHK'nun 8/1 maddesinde, "kapıdan satış, işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında önceden mutabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlardır." şeklinde tanımlanmış olup, davalının sözleşmede belirtilen işyeri, adresi olduğundan davacının, hediye tatil kazandığı belirtilerek davet üzerine gitmiş olduğu davalıya ait tesiste, daha önceden düşünmediği ve devre tatil satın almak için de gitmediği halde, yapılan tanıtımlar üzerine hazırlıksız bulunduğu bir sırada imzalamış olduğu 07.08.2007 tarihli sözleşmenin, kapıdan satış şeklinde yapıldığının kabulü gerekir. Bu tip satışlar, tecrübe ve muayene koşullu satışlardan olduğundan, cayma hakkı ancak hizmetin ifasından sonra, başka bir ifadeyle tatil hakkı kullanıldıktan sonra işlemeye başlayacak olup, bu süre içinde sözleşme askıdadır. Davacının sözleşmeye uygun kullanımı bulunmadığına göre, bu durumda cayma hakkını kullanma süresi henüz başlamamış olup, davacının cayma hakkını kullanması mümkündür. O halde, mahkemece sözleşmenin feshiyle ödenen bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 26.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy