(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı Belediye, açılan ihaleler sonucunda, davalı işverenlerle hizmet sözleşmeleri yapıldığını, davalı şirketlerin çalıştırmış oldukları işçilerden M. D.'ın, kıdem, ihbar tazminatı ve benzeri işçilik alacakları nedeniyle, iş mahkemesinde açmış olduğu davanın Belediye aleyhine sonuçlandığını, başlatılan icra takibi üzerine ödeme yapmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek, dava dışı işçiye yapılan ödemenin, faiziyle birlikte davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalılardan İleri İnşaat Limited Şirketi aleyhine açılan davanın zamanaşımı sebebiyle reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kısmen kabulüne, 4.10.2012 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, ilamda her bir davalı yönünden ayrı ayrı belirtilen miktarların, ödeme tarihi olan 18.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, asıl işveren davacı Belediyenin, davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Her ne kadar mahkemece, Belediye tarafından ödenen işçi alacaklarından, asıl işveren davacı Belediyeyle davalıların yarı yarıya sorumlu olduklarının kabulüyle hüküm kurulmuş ise de, bir kısım davalılarla Belediye arasında imzalanan hizmet sözleşmeleri ve eki olan şartnamelerde, yüklenicinin sözleşmeyle ilgili kıdem tazminatı gibi işçilik haklarından ve işçiyle arasındaki ihtilaflardan kendisinin sorumlu olacağı açıkça belirtilmiştir. Buna göre, sözleşme ve eki olan şartnamelerde bu şekilde açık hüküm bulunan davalılar yönünden, davacı Belediye ve davalıların yarı yarıya sorumlu olduklarının kabulüne olanak yoktur. Tarafların serbest iradeleriyle düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tarafları bağlayacağından, hizmet sözleşmelerinde yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin, bu şekilde açık hüküm olan hallerde, davacı Belediyenin, asıl işveren olarak ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili davalıdan rücuen tahsilini talep edebileceğini kabul etmek gereklidir.
O halde mahkemece taraflar arasındaki hizmet sözleşmeleri ve eki olan şartnamelerde, davaya konu işçi alacakları sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğunun düzenlendiği davalılar yönünden, davacı Belediyenin asıl işveren olarak ödemiş olduğu miktarın tamamının, bu hususta sözleşme ve eki şartnamelerde hüküm bulunmayan davalılar yönünden ise, davacı Belediye ve davalı yüklenicinin, kararda olduğu gibi yarı yarıya sorumlu olacaklarının kabulü ile, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek, tüm davalılar yönünden yarı oranda sorumluluğun kabul edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz edilen hükmün, davacı yararına bozulmasına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, H.U.M.K.nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy