(6098 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, Yeni Mamak Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi kapsamındaki evini konut karşılığında davalıya devrettiğini, 3774 numaralı kıymet takdir komisyonu analiz raporunda bina ve müştemilatla ağaç bedelinin 20.574,85 TL olarak belirlenmesine rağmen eksik ödeme yapıldığını, birim fiyatların yanlış uygulandığı gibi yapı sınıfının da yanlış belirlendiğini ileri sürerek şimdilik 1.000 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı alacağı 18.422,86 TL olarak belirlenerek ve taleple bağlı kalınarak 1.000 TL'nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davada, yapı sınıfının ve sözleşme bedelinin yanlış belirlendiğini ileri sürerek bu hususların yeniden belirlenerek şimdilik 1.000 TL'nin tahsilini istemiş, mahkemece, analiz raporu esas alınarak davacı alacağının 18.422,86 TL olduğu kabul edilerek taleple bağlı kalınmak suretiyle 1.000 TL'na hükmedilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, davacıyla davalı arasındaki, davacının evinin davalıya devrine dair sözleşme geçerli olup, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ve sözleşmenin eki niteliğinde bulunan ve tarafları bağlayan analiz raporu çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Davacı taraf ancak sözleşme ve analiz raporu kapsamında talepte bulunma hakkına sahip olup, esasen bu husus mahkemece de benimsenmiştir. Dosyanın ve analiz raporuyla sözleşmenin incelenmesinde, analiz raporunda bina, müştemilat ve ağaç bedeli olarak belirlenen 20.574,85 TL'nin sözleşme tanzimi esnasında davacının borcundan mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Davacının analiz raporu kapsamında olması gereken muhtesat bedeli olan 20.574,85 TL davacının borcundan mahsup edildiği içinde davacının başka bir miktar talep etmesi olanaklı olmayıp, aksinin kabulü davacının mükerrer olarak talepte bulunması demek olur ki, bu da mümkün değildir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davanın reddi yerine, yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy