(2004 S. K. m. 67) (5233 S. K. m. 13) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 5233 Sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden D. Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca zararların karşılaması için davalı idareye başvurduğunu, başvuru neticesinde 49.535,00 TL ödenmesine karar verildiğini ancak davalı idarenin süresinde ödeme yapmadığı için hakkında icra takibi yaptıklarını, davalının haksız itirazının iptaliyle icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının talebinde haklı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davalının Kızıltepe İcra Müdürlüğü'nün 2008/649 esas sayılı takip dosyasında 50.278,00 TL'lik borca yapmış olduğu itirazın iptaline asıl alacak olan 49.535,00 TL dava sırasında ödendiğinden takibin yalnızca 743,00 TL'lik faiz alacağı yönünden devamına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davacı, 5233 sayılı kanundan doğan zararların karşılanması için eldeki davayı açmış, davalı hakkında yaptığı ilamsız takip sonucunda davalı itirazda bulunmuş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sulhnamenin onaylandığı tarihinden itibaren 3 ay içinde belirlenen zararın karşılanması gerektiği, davalı idarenin 3 aylık sürenin sonunda 24.3.2008 tarihinde temerrüde düştüğü, bu tarihten itibaren asıl alacağa faiz işleyeceği belirtilmiştir. 5233 sayılı kanunun 13. maddesinde sulhnamede belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanacağı düzenlenmiştir. 5233 sayılı kanunun 13. maddesinde belirtilen bu süre düzenleyici bir süre olup alacağı muaccel hale getirir. Ancak davalının temerrüde düşmesi için B.K.101. maddesi gereğince ayrıca temerrüt ihtarı gerekir. Davacı B.K. 101. maddeye göre davalıyı temerrüde düşürmemiştir. Buna göre B.K.nun 101. maddesi hükmüne göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Davacı bu madde hükmüne göre davalıyı temerrüde düşürmediğinden icra takibinde işlemiş faiz talebi yerinde değildir. O halde takibe konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde işlemiş faiz alacağıyla birlikte takibin devamına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2) Bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan sebeple davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, H.U.M.K.nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy