(818 S. K. m. 321, 386, 390, 394)
Dava: Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili geldi ve davacı vekili duruşma isteminden vazgeçtiğini beyan ettikten sonra incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kaşıntı şikayetiyle Dr. Ş. M.'nun muayenehanesine gittiğini, sol yumurtalığında kist teşhisi konulduğunu, 26.7.2002 tarihinde Dr. Ş. M. tarafından ameliyata alınarak sol yumurtalığındaki kistlerin vakumla alındığını, ameliyattan 2 gün sonra ameliyat bölgesinde yoğun ağrı ve koku hissederek Dr. Ş. M.'nun muayenehanesine gittiğini, Dr. E. C.'ın muayenehaneye geldiğini bağırsakta hasar olduğundan hastahaneye yatırıldığını pansuman yapıldıktan sonra evine gönderildiğini, bilahare durumu daha da ağırlaşınca bu kez Dr. E. C. tarafından tam teşekküllü bir hastanede ameliyat olması gerektiği teşhisi konularak İstanbul'a sevk edildiğini, yolda ağırlaşması üzerine Antalya'ya dönerek Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde tedavi edildiğini, ancak bu operasyon sırasında sağ yumurtalığının izinsiz olarak alındığını öğrendiğini ileri sürerek çocuk yapma kabiliyetini yok ederek organ kaybına sebebiyet vermesi ve bağırsaklarını da ağır bir şekilde hasara uğratmasına sebebiyet verildiğinden uğradığı zarar için 20.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı Dr. Ş. M. tarafından ameliyat edildiğini sağlam olan sağ yumurtalığının alındığı gibi bağırsaklarında da hasar meydana getirdiğini, diğer davalının da davalı Dr. Ş. M. muayenehanesine gelerek bağırsaktaki hasar olduğunu tespit ettiğini hastahaneye birlikte yatırdıklarını pansuman ederek taburcu ettiklerini tekrar rahatsızlanması üzerine ağır durumda olduğu halde İstanbul'a sevk ettiğini ileri sürerek zararının tahsili için maddi ve manevi tazminatın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalılar ise davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. (818 Sayılı B.K.nın 386-390) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna dair kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (818 Sayılı B.K.nın 321/1 md.) O sebeple davacının tedavisini üstlenen hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Hastane, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, 818 Sayılı B.K.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor/hastane sorumlu tutulmamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı sol yumurtalığının ameliyatla alınması sırasında bağırsaklarında hasar gerçekleştiği gibi sağlam olan sağ yumurtalığının da alındığını iddia etmektedir. Mahkemece Adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesinde ve Hacettepe Üniversitesinden alınan bilirkişi raporlarında bağırsak hasarının komplikasyon olduğunun belirtilmesi üzerine davacının özellikle sağlam olan sağ yumurtalığının izinsiz alındığı itirazının değerlendirilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kuruluna gönderildiği Genel kurulun 27.9.2012 tarih ve 807 karar numaralı raporuyla özetle "... A. kızı, 1971 doğumlu A. S.'in 26.7.2002 tarihinde sol över kisti sebebiyle operasyon kararı alınmasının ve tercih edilen tedavi yönteminin uygun olduğu, yapılan operasyonda da tanımlandığı üzere daha önce geçirilmiş olan ameliyatlara bağlı olarak oluşmuş olabilecek yapışıklık hali tespit edilen batın operasyonları sırasında bağırsaklarda hasar oluşabileceği ve bunun bir komplikasyon olarak kabul edildiği, operasyon sonrası 29.7.2002 tarihinde taburcu edilmesine engel bir halin olmadığı ve insizyon yerinden akıntı gelmesi sebebiyle 1 gün sonra başvurulduğunda yapılan müdahalenin ve sevk kararı alınmasının uygun olduğu cihetle Op. Dr. Ş. M. ve Op. Dr. E. C.'ın eylemlerinde kusurluluk hali bulunmadığı, 26.7.2002 tarihinde yapılmış olan cerrahi müdahaleye ait tıbbi kayıtlarda operasyonda kişinin sağ överinin görülmediği ve sağ övere tıbbi müdahale yapıldığının tıbbi delilleri bulunmadığı, kişinin daha önce bu bölgeden operasyon geçirdiği, sağ överinin doğuştan da oluşmayabileceği, mevcut tıbbi belgelerle hangi sebeple sağ överin mevcut olmadığının tespit edilemeyeceği...", belirtmesi üzerine davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafından dosyaya sunulan Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin 4.11.1996 tarihli Folikülometri Formunda davacının sağ yumurtalığında olduğunun görüldüğü ve bu hususun Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulu tarafından tartışılmadığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca Mahkemece, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulu raporu yetersiz olup karara esas alınması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacıya uygulanan ameliyat ve tedaviyle sonrasına dair yapılan müdahalelerle ilgili tüm bilgi ve belgeler, hastane kayıtları, tedavi evrakları, çekilen tüm filmler, epikrizle ayrıca apandisit ameliyatıyla ilgili kayıtlarında getirtilip Adli Tıp Raporu da birlikte gönderilerek, Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, ameliyatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, özellikle Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin 4.11.1996 tarihli Folikülometri Formunda dikkate alınarak bu hususunda açıklatılması suretiyle olayda davalılara atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı konusunda, nedenleri açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. O halde: mahkemece, az yukarda açıklanan içerikte bir rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davacı yararına bozulmasına, H.U.M.K.nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy