... vekili avukat ... ile 1-..., 2-..., 3-..., 4-... aralarındaki dava hakkında...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.7.2011 gün ve 180-266 sayılı hükmün Dairemizin 25.3.2013 tarih ve 348-7345 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı, davalılardan satın aldığı taşınmazın kadastro çalışmaları sonrasında dava dışı kişi adına tespit edildiğini ve Kadastro Mahkemesinde açtığı dava sonunda bu kişi adına tesciline karar verildiğini ileri sürerek ödediği 50.000 TL'nin alım satım tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25.3.2013 tarih 2013/348 E. ve 2013/7345 kararı ile davacının ödediği paranın denkleştirici adalet kuralı gereğince saptanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, davalılar bu karara karşı süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalılardan aldığı taşınmazın Kadastro Mahkemesince başkası adına tespit ve tesciline karar verildiğini ileri sürerek ödediği 50.000 TL'nin faizi ile birlikte tahsili için eldeki davayı açmıştır. Davalılar, öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş ve taşınmaz bedelinin de ödenmediğini savunmuşlardır. Davacı, zamanaşımına karşı cevaplarını içeren 8.11.2010 havale tarihli cevaba cevap dilekçesi ile zamanaşımı süresinin BK'nun 125. maddesine göre 10 yıla tabi olduğunu, bu konuda
Dairemizin kararlarının bulunduğunu, davalının zamanaşımına yönelik itirazlarının yerinde olmadığını savunmuştur. Bu dilekçesinde davacının denkleştirici adalet ilkesine göre ödediği paranın tahsiline yönelik herhangi bir talebi bulunmamasına rağmen davacının bu dilekçesine, dairemizce yanlış anlam verilmek suretiyle zuhule dayalı olarak davacının denkleştirici adalet ilkelerine göre ödediği paranın tahsilini talep ettiği yönünde değerlendirme yapılmıştır. Oysa ki, davacının talebi münhasıran ödediği paranın faizi ile birlikte tahsiline ilişkin olup, mahkemece bu talep gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, sehven yazılı gerekçe ile bozulduğu, yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davalının karar düzeltme talebinin kabulüne ve Dairemizin 25.3.2013 tarih 2013/348 E. ve 2013/7345 sayılı kararının birinci bendinde yer alan Bozma kararının kaldırılmasına, mahkemenin kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, davalının diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, ikinci bentte yer alan nedenlerle davalının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 25.3.2013 tarih 2013/348 E. ve 2013/7345 kararın birinci bendinde yer alan Bozma kararın kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçeyle BOZULMASINA, peşin alınan 50.45 TL harcın istek halinde iadesine, 11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy