(818 S. K. m. 392)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı; davalının abisi olduğunu, babaları Ş. K. ölmeden önce bir süre vekilliğini üstlendiğini, babalarına ait olup haksız yere kullandığı ve bugüne kadar tespit edebildiği paranın tutarının 76.875,00 TL'ye ulaştığını, babalarının 19.10.2009 tarihinde dul olarak vefat ettiğini; geriye mirasçıları olarak kendisi, davalı ve kardeşleri T. K.'ın kaldığını, 1/3 miras payı olarak kendisine düşmesi gereken haksız yere davalı uhdesinde kalan 25.625,00 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesi sunmamış olup duruşmada davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebiyle alacak istemine ilişkindir. Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. Vekalet sözleşmesinde vekilin hesap verme borcu vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup; işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam etmektedir. B.K.nun 392. maddesi hükmü gereğince vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği her şeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Somut uyuşmazlıkta davacıyla davalı arasındaki anlaşmazlık davalının, vekalet görevini kötüye kullanıp kullanmadığı, vekalet görevini gereği gibi yerine getirip getirmediği, vekalet ilişkisi sebebiyle müşterek murisin ve dolayısıyla mirasçı sıfatıyla davacının bir zararının oluşup oluşmadığı noktalarındadır. Mahkemece bu iddiaları ispatlama yükünün davacı üzerinde olduğu ve davacının ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere vekalet akdinde ispat yükü, vekile aittir ve yaptığı işlerin hesabını vermeye zorunludur. Hal böyle olunca davalının ödemeyle ilgili delilleri sorulup hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece aksi düşünceyle ispat yükü ters çevrilerek davacıya yüklenmesi ve davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 21.15 TL temyiz harcın istenmesi halinde iadesine, H.U.M.K.nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy