(2709 S. K. m. 36) (6100 S. K. m. 27, 297)
Dava: Taraflar arasındaki tüketiciyi koruma kanunundan kaynaklanan davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kurumla 15.6.2009 tarihli devir protokolü yaparak, 10 numaralı daireyi A. H.'dan devir sözleşmesiyle satın aldığını, davalıyla imzaladığı 29.11.2006 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi ile de 21 numaralı daireyi satın aldığını, sözleşme gereği dairenin teslimi gereken tarih 29.9.2008 olmasına rağmen 25.6.2009'da teslim edildiğini ileri sürerek, geç teslimden dolayı 2.650,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren, her iki dairedeki kötü malzeme ve eksik iş sebebiyle hatalı inşaat bedeli olan 10.000 TL.nin dairenin teslimi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Dairemizin 11.4.2012 tarih ve 2012/9708 Esas, 2012/12419 bozma ilamı sonucu mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, karar tarihinde yürürlükte bulunan H.M.K.nun 27. maddesi hükmüne göre de, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz. H.M.K.nın 27. maddesinde belirtildiği üzere davanın taraflarının, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakları mevcut olup, bu hak çerçevesinde tarafların açıklama ve ispat hakkını kullanabilmeleri gerekmektedir. Hukuki dinlenilme hakkının usul hukukundaki bir diğer yansıması ise, H.M.K. madde 297/1-c bendinde yer almış olup buna göre, mahkemelerin gerekçeli kararlarında, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesiyle sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin belirtilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Somut olayda bozma ilamı ve duruşma günü davalı vekiline tebliğ edilmiş, davalı vekili ise mazeretini bildiren telgrafla birlikte cevap bonosu sunmuştur. Bozmadan sonra yapılan 18.10.2012 tarihli ilk celsede davalı vekilinin mazereti hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gibi, duruşma gününün davalı vekiline tebliğ edilmediği, dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdiine karar verildiği, 20.12.2012 tarihli bir sonraki celsede de davalı vekilinin bilirkişi raporundan haberdar olmaksızın dosyanın karara çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, davalı vekilinin savunma hakkının kısıtlanması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan sebeple kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenle, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, H.U.M.K.nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy