(6098 S. K. m. 117) (818 S. K. m. 101)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı ile A-8327 ve A-8328 nolu 25/02/2011 tarihinde akdedilen iki adet sözleşme ile Akkuş Termal Tatil köyünde iki adet 1/35 hisseli devremülk satın aldığını, davalı satıcı tarafından 31/12/2012 tarihine kadar tamamlanarak devre mülklerin tesliminin taahhüt edildiğini, toplamda 26.900,00 TL ödeme yapıldığını, taahhüt edilen tarihte teslimatın gerçekleşmediğini, belirterek fazlaya ilişkin hakları kalmak kaydı ile sözleşmelerin feshi ile davalıya ödenen 26.900,00 TL'nin ödeme tarihleri esas alınarak sözleşmenin 8. Maddesi gereği yıllık %30 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın kabulüne, 26.900,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenen yıllık %30 akdi faiz oranıyla birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle mahkeme kararının gerekçe bölümünde her ne kadar tapunun iptaline de karar verilmiş ise de adı geçen taşınmazın tapuda devri gerçekleştirilmediğinden ve taraflar aralarında haricen düzenledikleri sözleşmenin geçersiz olduğu anlaşıldığından, geçersiz sözleşme nedeniyle herkesin aldığını iade ile yükümlü olacağına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ile imzalamış olduğu hisseli gayri menkul satış sözleşmesi gereğince ödediği 26.900,00 TL iadesi için eldeki davayı açmış olup; davadan önce davalıyı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosyada delil ve bilgi bulunmamaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunun 117 (eski Borçlar Kanununun 101/son) maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Anılan yasa hükmü uyarınca faize alacaklının ihtarı var ise ihtar tarihinden, ihtarın bulunmaması halinde açılmış icra takibi var ise icra takip tarihinden, icra takibinin de bulunmaması halinde ise dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Eldeki davada, davacı dava tarihinden önce ihtarname çekerek davalıyı temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmediğine göre faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilebilir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek hüküm altına alınan miktara dava tarihi yerine ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmetmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyip hükmün düzeltilerek onanması HUMK 438/7 md. gereğidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan (1) nolu bent gereğince davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bent gereğince temyiz edilen kararın "Hüküm" başlıklı bölümünün 2.bendindeki "ödeme tarihlerinden itibaren" sözlerinin hükümden çıkarılarak yerine "dava tarihinden itibaren" kelimesinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 460,00 TL harcın istek halinde iadesine, 18.02.2016 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy