(6100 S. K. m. 176)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması istenilmekle, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, kredinin kullanımı sırasında kendisinden haksız yere masraf alındığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.300 TL nin davalıdan tahsilini istemiş, 12.09.2014 tarihli dilekçe ile dava miktarının 130 TL olarak belirtilmek suretiyle dava açılması gerekirken maddi hata sonucu 1.300 TL olarak yazıldığını belirterek dava dilekçesindeki dava değerinin 130 TL olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, 21.10.2014 tarihli duruşmada talebini ıslah ederek 246,33 TL ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davada, 1.300 TL.nin tahsili istemiyle eldeki davayı açmış, 12.09.2014 tarihli dilekçe ile; dava dilekçesinde dava değerini 130 TL olarak göstermesi gerekirken yanlışlıkla 1.300 TL olarak gösterdiğini belirterek yanlış olarak yazılan 1.300 TL nin 130 TL olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, 21.10.2014 tarihli duruşmada talebini ıslah ederek 24 6,33 TL ne yükseltmiştir.
6100 Sayılı HMK'nun 176/1.maddesine göre; "taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Davacının buradaki talebi, bir usul işlemi olmayıp maddi hukuka taalluk eden kısmi feragattir. Doktrinde buna talep sonucunun daraltılması (azaltılması) da denilmektedir. Davacının talep sonucunu azaltması, davayı genişletme veya değiştirme sayılmaz. Tam veya kısmi feragat için karşı tarafın iznine ve ayrıca -bunun için ıslah yoluna başvurulmasına gerek yoktur (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- altıncı baskı cilt IV sayfa. 4048-4049). Dolayısıyla davacı vekilinin bu isteminin, ıslah müessesesinin mahiyetiyle bağdaşır bir yönü de bulunmamaktadır. Somut olayda; davacının alacağının 246,33 TL olduğunu belirleyen 08.09.2014 tarihli bilirkişi raporu 12.09.2014 tarihli yazı işleri müdürü havalesiyle dosyaiçine girmiş, aynı gün davacı vekili tarafından dava dilekçesindeki taleplerinin 1.300 TL değil, 130 TL olduğuna ilişkin maddi hata dilekçesi verilmiştir. Davacı vekili, hak ettiğinden daha yüksek bir talepte bulunduğunu bilirkişinin mahkemeye verdiği, raporla fark edip ret ve kabul oranına göre davalı lehine ödemesi gereken vekalet ücretini daha az bir seviyeye indirmek için bu yola başvurmuştur.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere mahkemece, davacı vekilinin istemi, kısmi bir feragat olarak kabul edilip, feragat edilen bölüm yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacının yaptığı işleme yanlış anlam verilmek suretiyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz talebinin kabulü..ile Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.10.2014 tarih ve 2014/ 933 esas 2014/ 1044 karar sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 25.06.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy