MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen davada alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında 03.04.2013 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede taraflara düşen edimlerin ve ödemelerin ne zaman ve ne şekilde ödeneceğinin açıkça belirlendiğini, kendisinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiği halde davalının yapılan işin karşılığı olan ödemeleri zamanında yerine getirmediğini, bu hususta davalıya ihtarname yollandığını, buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, yapılan işlere ilişkin fatura düzenlendiğini, davalının da bu faturaya itiraz etmediğini, yapılan kısmi ödeme mahsup edildikten sonra kalan 97.000,00 TL alacak üzerinden davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, açtığı karşı dava ile de, bu iş için davacıya ödediği 21.000,00 TL'nin 15.000,00 TL'sinin fazladan ödendiğini beyanla bu meblağın faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 22/12/2015 tarih 2014/355 Esas 2015/561 Karar sayılı ilam ile davacı-karşı davalının sözleşme ile belirlenen işi faturalandırdığı, faturayı karşı tarafa tebliğ ettiği, tacir olan davalı-karşı davacının ise faturaya ve içeriğine usulünce itiraz etmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; karşı davanın reddine karar verilmiş, temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 04.10.2017 tarih 2016/19154 Esas - 2017/9101 Karar sayılı ilamıyla "...Her ne kadar mahkemece konu ile ilgili bilirkişi raporu alınmış ise de, bilirkişi taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme hükümlerinin yerine getirilip getirilmediği, davacının ücret alacağı olup olmadığı gibi hususlar üzerinde yeterince inceleme yapmadan sadece davacının düzenlediği fatura ve bu faturaya itiraz edilmediğinden davacının fatura alacağına hak kazandığı kanaatine varmıştır. Mahkemece de, bu görüş benimsenerek hüküm tesis edilmişse de yetersiz bilirkişi raporuna binaen karar verilmiş olması hatalıdır. Bu nedenle, öncelikle taraf delilleri toplanıp, davalı kayıtları da incelenerek, sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediği tespit edilerek, davacının iddiaları ile davalının savunmaları üzerinde durularak, konusunda uzman bilirkişilerden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası mahkemece, davacı karşı davalının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, ... 3. İcra Dairesi’nin 2013/9673 Esas sayılı icra dosyasına davalı karşı davacının yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin 14.400,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, dava konusu alacağın bilirkişi raporu ile belirlendiği, dolayısıyla likit olmadığı ve itirazın haksız olmadığı kanaatine varıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı karşı davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş, davalı ise katılma yoluyla temyiz talebinde bulunmuştur.
1.Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı, davalı ile aralarında 03.04.2013 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede yer alan kendisinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiği halde davalının yapılan işin karşılığı olan ödemeleri zamanında yerine getirmediğini belirterek davalının haksız olarak takibe yaptığı itirazın iptal edilmesini talep etmiş, davalı ise açtığı karşı dava ile, bu iş için davacıya ödediği 21.000,00 TL'nin 15.000,00 TL'sinin fazladan ödendiğini beyanla bu meblağın faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, asıl davada davanın kısmen kabul kısmen reddi ile karşı davada davanın reddine karar verilmiş, karşı davanın reddedilmesine rağmen davacı-karşı davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13.maddesine göre; “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” Buna göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen karşı dava yönünden yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı - karşı davalı yararına 2.180,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek, karşı dava hakkında vekalet ücretine hükmetmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının tüm, davacının ise (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümüne "Davacı-karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen karşı dava için hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen 2.180,00 TL'nin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya ödenmesine " ibarelerinin eklenmesi ile hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 35.90 TL harcın davacıya, 245,91 TL harcın da davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy