MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün asıl ve birleşen dosyada davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde duruşmalı temyiz eden davacı vekili avukat ... ile davalılar vekili avukat .....'ün gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı asıl davada, davalı ile ilk olarak 01.05.2009 başlangıç tarihli avukatlık hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, sonraki yıllarda sözleşmenin yenilenerek vekalet ilişkisinin devam ettiğini ve en son 31.12.2011 tarihinde sona eren söz konusu sözleşmenin aylık 12.500,00 TL+KDV olarak 01.01.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 1 yıl süreli olarak yenilendiğini, sözleşmenin bitiminde tarafların aylık 12.500,00 TL+KDV üzerinden mutabakat sağladığını ve sözleşmenin 1 yıl süre ile uzatıldığını, nitekim davalının 2013 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ilişkin 12.500+KDV bedelli faturaları ihtirazi kayıt olmaksızın ödediğini, ancak davalının 11.04.2013 tarihli noter ihtarı ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, feshin haksız olduğunu ve bu nedenle sözleşme süresi sonuna kadar kalan aylara ilişkin ücret alacaklarının tahsili amacı ile başlattığı takibin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiş; birleşen davada ise davalı ile arasında ilk olarak 01.05.2009 başlangıç tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmelerin yenilenerek vekalet ilişkisinin devam ettiğini, en son 31.12.2012 tarihinde sona eren sözleşmenin aylık KDV dahil 750,00 TL olarak yenilenmesi konusunda mutabakata varıldığını, nitekim 2013 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ilişkin 750,00 TL bedelli faturaların davalı tarafından ihtirazi kayıt olmaksızın ödendiğini, ancak davalının 11.04.2013 tarihli noter ihtarı ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, feshin haksız olduğunu ve bu nedenle sözleşme süresi sonuna kadar kalan aylara ilişkin ücret alacaklarının tahsili amacı ile başlattığı takibin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek; itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı avukatın özen borcuna aykırı hareket ettiğini, görevinin gereği gibi yerine getirmediğini, sözleşmenini feshinin haklı olduğunu ve bu nedenle davacınının üret talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı asıl ve birleşen davada, davalı ile aralarında yenilenerek devam eden sözleşmenin süresinden önce davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle sözleşmenin kalan süresine ilişkin ücretinin tahsili amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptalini istemiştir. Davalı, davacının görevini gereği gibi yapmadığını ve feshin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ... 2. İdare Mahkemesi’nde açılan davada (2010/839 E. 2011/1433 K.) mahkemece, daha önce ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve kesinleşen (2007/170 E.-2007/464 K.) kararı da gerekçe göstererek davayı reddettiği, asliye hukuk mahkemesinde açılan dava nedeniyle artık idare mahkemesinde dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacının İİK nun 331. maddesi gereğince icra hakimliğine şikayet edilmesi gereken bir eylemde Cumhuriyet savcılığına başvurduğunun ileri sürüldüğü, ancak buna ilişkin dosya numaralarının bildirilmediği, ispat edilmesi halinde bunun da haklı fesih nedeni olabileceği, Cumhuriyet başsavcılığına davalının yetkilileri hakkında suç duyurusuna bulunulmasına neden olduğu ve bunun da haklı fesih nedeni sayılması gerektiği, ancak somut dava bakımından taraflar arasındaki avukatlık hizmet alım sözleşmesinin 2009’dan itibaren devam ettiği, 31.12.2012 tarihinde sona eren sözleşmenin taraflarca 1 yıl süre ile yenilendiği, sözleşmenin 01.01.2013 tarihinden itibaren 31.12.2013 tarihine kadar 1 yıl daha uzatıldığı, daha sonra 11.04.2013 tarihinde davalının sözleşmeyi feshettiğinin de dikkate alınması gerektiği, davalının haklı azil gerekçesi olarak kabul edilen bu hususları ne zaman tam olarak ve bütün yönleriyle öğrendiğinin önem taşıdığını, haksız azil nedeni olarak ileri sürülen hususları sözleşmenin yenilenmesinden önce biliyor idiyse, feshedilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacağı, bu hususta ispat yükünün davalı üzerinde olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece, davacının adli yargıda görülüp karara bağlanan ve kesinleşen dava hakkında idari yargıda yeniden dava açtığı, İcra Mahkemesi'ne İİK'nın 331. maddesi gereğince şikayette bulunması gereken bir durumda Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğu, müvekkili aleyhine tedbir kararı verildiği halde bu karardan müvekkilini haberdar etmediği, bu durumda üzerine aldığı vekalet görevinin gereklerini tam ve sağlıklı olarak yerine getirmediği, davalı taraflarca vekalet sözleşmesinin sona ermesinden sonra 1 yıl süreyle sözleşme yenilenmiş ise de; somut olayda vekalet ilişkisi bir bütün olarak değerlendirilip, vekaletten azilin taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceği, davalıların bahse konu vekil işlemlerini sonradan öğrenmiş olması, vekalet sözleşmesinin en önemli unsurlarından olan güven unsurunun bir kez zedelenmesinin tüm dosyalarda etki edeceği, davalı müvekkilin vekiline karşı güven ilişkisinin sarsıldığı ve bu nedenle azlin haklı olduğunun kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki; mahkemece davalı tarafından haklı fesih nedeni ile olarak ileri sürülen hususlar ayrıntılı şekilde tartışılmamış, ilgili dosyalar getirtilerek incelenmemiş ve fesih sebepleri yeterince araştırılmamıştır. Öte yandan bilirkişi raporundaki tespitler ve bilirkişi raporuna karşı davacı ve davalı tarafından ileri sürülen itiraz ve beyanlar da bir bütün olarak ele alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu hususta da bir değerlendirme yapılmamıştır. O halde mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, sunmuş oldukları deliller ve tüm dosya kapsamı gözetilerek ve ilgili dosyalar incelenerek haklı fesih sebebi olarak ileri sürülen hususların değerlendirilmesi ve gerekçeleri de gösterilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2.540,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde asıl ve birleşen dosya davacısına iadesine, birleşen dava yönünden HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı, asıl dava yönünden HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy