Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ...'in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair ... Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.11.2008 gün ve 2007/101 Esas, 2008/365 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.05.2010 gün ve 2010/4-110 sayılı Kararına ve Adli Tıp Kurumu Kanununun 7 ve 23. maddelerine göre, suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdurenin muayenesi ve hakkındaki raporun düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatristi bulundurulması gerektiği gözetilmeden, usulüne uygun teşekkül etmeyen ihtisas kurulu raporuna itibar edilerek TCK.nın 103/6. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Katılan mağdurenin aşamalardaki istikrarlı beyanları, sanığın tevilli savunmaları ve tüm dosya kapsamından, sanığın, yanında ilk olay sırasında hakkında kamu davası açılmayan ... ikinci olayda ise ... olduğu halde 12 yaşındaki mağdureye birbirlerinin peşi sıra fiili livatada bulunduğu, bu sırada aynı yerde oldukları, bu şekilde fiil üzerinde müşterek hakimiyetlerinin olması nedeniyle sanığın da TCK.nın 37. maddesi anlamında doğrudan fail olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.