Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan (4 kez) sanık ...'nin yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Sapanca Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 17.02.2009 gün ve 2008/291 Esas, 2009/66 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve mağdureler vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurelerin kanuni temsilcilerinin kamu davasına katılmak istediklerini söyledikleri ancak bu konuda bir karar verilmediği ve nüfus kayıtlarına göre karar tarihinde sekiz yaşlarında bulunan mağdureler için görevlendirilen zorunlu vekilin yargılama aşamasında sanığın tutuklanması, görevsizlik kararı verilerek dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesi gerektiği ve Cumhuriyet Savcısının sanığın cezalandırılmasına ilişkin esas hakkındaki mütâalasına katıldıklarını belirtmek suretiyle şikâyetini ifade edip, mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, mağdurelerin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördükleri konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdureler ..., ..., ... ve ...'in de davaya katılmalarına ve zorunlu vekil Avukat ... Olcan'ın katılanlar vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdure Zülal Sena'nın aşamalardaki anlatımlarında, sanığın önce kızı Nurgül ile oynamaya gittiğinde televizyonu açarak, sonraki bir tarihte ise evine çağırıp elindeki kameranın ekranına bakmasını isteyerek kendisine açık saçık ve ayıp görüntüler izlettiğini, üçüncü kez annen bizim evde diye çağırdığında ise inanmadığı için gitmediğini ifade etmiş bulunması, mağdurenin babası müşteki
İlhan'ın ifadelerinde mağdurenin olayları kendilerine de bu şekilde anlattığını söylemesi, kovuşturma aşamasında mağdure dinlenirken hazır bulunan sosyal hizmet uzmanın beyanları ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın mağdure Zülal Sena'ya farklı tarihlerde iki kez müstehcen görüntü göstermek suretiyle zincirleme şekilde gerçekleştirdiği ve bedensel temas içermeyen eylemlerinin TCK.nın 226/1. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek, yazılı şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi,
Mağdure Rümeysa'nın aşamalardaki tutarlı ifadelerinde sanığın birgün kendisini bahçesindeki kulübeye çağırdığını, burada pantolonunu indirerek kendisini kucağına oturttuğunu, kucağından kalkması üzerine sanığında pantolunun yukarı çektiğini, başka bir seferde de Fatma isimli arkaşı ile birlikte oynarken kendilerini evine çağırdığını ve burada kendisinin eteğini açıp, lambaya bak diye havaya kaldırdığını, mağdure Nihan'ın ise sanığın evinin yanındaki kulübe gibi yere kendisini çağırdığını, burada iç çamaşırını indirerek poposunu ve cinsel organını ellediğini, sonraki bir tarihte de kedileri göstereceğini söyleyerek çağırıp benzer hareketlerde bulunduğunu ifade etmeleri, mağdurelerin olayları kendilerine de benzer şekilde anlattıklarına ilişkin tanık beyanları, kovuşturma aşamasında görüşüne başvurulan sosyal hizmet uzmanı bilirkişinin mağdurelerin yaşları itibariyle hayal kurmaları ve kurgulamalarının mümkün olmadığı, olanı olduğu gibi anlatacaklarına ilişkin beyanı, Adli Tıp Kurumu Kocaeli Şube Müdürlüğünün 24.11.2008 tarihli raporunda mağdurelerin beyanlarına itibar edilebileceğinin ifade edilmesi ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın her iki mağdureye yönelik basit cinsel istismar eylemlerini farklı tarihlerde zincirleme surette gerçekleştirdiği anlaşıldığı halde, cezalarının TCK.nın 43/1. maddesi ile artırılması gerektiği gözetilmeyerek noksan ceza tayini,
Mağdureler vekilinin 27.01.2009 tarihli oturumda, özellikle mağdure Fatma olmak üzere tüm mağdurelerin bu olaydan çok etkilendikleri söyleyerek, Adli Tıp Kurumuna sevk edilip beden veya ruh sağlıklarının bozulup bozulmadığının araştırılmasını talep ettiklerini belirtmesi karşısında, Adli Tıp Kurumu Kocaeli Şube Müdürlüğünün tek hekim tarafından düzenlenen 24.11.2008 tarihli, mağdurelerin ruh sağlığının olaydan sonra bozulmadığının belirtildiği rapor yeterli görülmeyerek, Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulu veya Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddeleri gereğince usulüne uygun şekilde teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğretim Kurumlarından veya birimlerine bağlı hastanelerden, sanığın eylemleri nedeniyle mağdureler Nihan, Fatma ve Rümeysa'nın beden veya ruh sağlıklarının bozulup bozulmadığı hususunda rapor alındıktan sonra, sonucuna göre sanık hakkında TCK.nın
103/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, söz konusu rapora dayanılarak adı geçen mağdurelerin ruh sağlıklarının bozulmadığının kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanığın adli sicil kaydına esas Sapanca Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2005 gün ve 2005/118 Esas, 2005/219 Karar sayılı hapisten çevrili para cezasına ilişkin ilam nedeniyle mükerrir olduğu ve hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Suçun oluşumuna ve vasfına etkisi gözetilerek mağdurelerin nüfus kayıt örnekleri alınmadan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.