Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ...'ın yapılan yargılaması sonunda; değişen suç vasfına göre beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.12.2009 gün ve 2008/176 Esas, 2009/234 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurun Cumhuriyet Savcılığında ve duruşmada alınan beyanlarında, sanık ve haklarında yaş küçüklüğü nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair Ek Karar verilen ... ve ...'ın, kendisini apartmanın çatı katına ve su vanalarının bulunduğu yere çeşitli defalar götürerek zorla cinsel organlarını poposuna sürttüklerini ve kucaklarına oturttuklarını belirtmesi karşısında, sanık hakkında TCK.nın 103/3 ve 103/4. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.05.2010 gün ve 2010/5-4 Esas, 2010/110 sayılı Kararına ve Adli Tıp Kurumu Kanununun 7 ve 23. maddelerine göre, suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdurun muayenesi ve hakkındaki raporun düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatrisi bulundurulması gerektiği gözetilmeden, içerisinde çocuk psikiyatrisi uzmanı da bulunacak Adli Tıp ilgili ihtisas kurulundan ya da Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddeleri gereği usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğrenim Kurumlarından veya birimlerine bağlı hastanelerden rapor alındıktan sonra, TCK.nın 103/6. maddesinin tatbikine gerek olup olmadığına karar verilmesi gerekirken, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu bünyesinde çocuk psikiyatristinin bulunmadığı usulüne uygun teşekkül etmeyen heyet tarafından düzenlenen rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 103/1, 6 ve 43/1. maddeleri gereğince hükmedilen 15 yıl 9 ay hapis cezasından TCK.nın 31/2. madde uyarınca indirim yapılırken, aynı Kanunun 31/2. maddesi uyarınca verilecek hapis cezasının 7 yıldan fazla olamayacağı hükmüne aykırı olarak sanık hakkında 7 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verilmesi ve bu ceza üzerinden aynı Kanunun 62. madde uyarınca indirim yapılarak, cezasının 5 yıl 10 ay yerine 6 yıl 6 ay 22 gün olarak fazla belirlenmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.