Irza geçme suçundan sanık ...'nın yapılan yargılaması sonunda: eylemin nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs olduğu kabul edilerek mahkûmiyetine dair İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 01.11.2006 gün ve 2004/421 Esas 2006/452 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21.04.2008 tarihli raporunda mağdureye posttramvatik stres bozukluğu tanısı konarak, mevcut rahatsızlığın başlangıç yaşının belirlenmesinin tıbben mümkün olamamakla birlikte rahatsızlık belirtileri dikkate alındığında olayla ilgili olabilecek türde bir psikiyatrik rahatsızlık geliştiği kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 05.04.2011 gün ve 2011/56 Esas, 2011/76 sayılı Kararında açıklandığı üzere; Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23/B ve 31. maddeleri gereğince Yükseköğretim Kurumları veya birimlerine bağlı hastanelerden, bir psikiyatri veya ruh sağlığı uzmanı ve iki adli tıp uzmanının zorunlu katılımı ile Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulunun teşekkülüne göre oluşturulmuş en az 5 kişilik bir heyetten, olayın üzerinden uzunca bir zaman geçmiş olması nedeniyle öncelikle dosya üzerinden, talep halinde ise mağdurenin de sevkedilerek, olay nedeni ile mağdurenin sağlığının 765 sayılı TCK.nın 418/2. maddesi kapsamında önemli bir nakise irasına maruz kalıp kalmadığı (5237 sayılı TCK.nın 102/5. maddesi kapsamında beden veya ruh sağlığında bozulma olup olmadığı) hususunda rapor alınıp sonucuna göre lehe kanunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında lehe-aleyhe kanun tespitinde ırza geçme suçuna tam teşebbüsün mümkün olmadığı gözetilmeden, eylem tam teşebbüs kabul edilerek teşebbüs ile ilgili en asgari miktarda indirim oranlarının uygulandığının anlaşılması karşısında, aynı şekilde 765 sayılı TCK.nın 61. maddesinin asgari sınırı olan 1/2 oranında indirim yapılıp, 765 sayılı TCK.nın 416/1, 417, 61, maddeleri ile 5237 sayılı Kanunun 102/2, 102/3-c, 35 maddelerinin bir bütün olarak uygulanması durumunda 765 sayılı TCK.nın sanık lehine olacağı gözetilmeden fazla ceza tayini,
TCK.nın 53/1. maddesi gereğince uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan velâyet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden yoksunluğun ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydı ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 30.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy