Fuhuş suçundan sanıklar ..., ... ve ...'in yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetlerine dair Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesiden verilen 06.06.2008 gün ve 2007/330 Esas, 2008/408 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık ... müdafii, sanıklar Şahin ve Halil tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların, aynı mağdureyi değişik zamanlarda birden çok kez fuhuş için aracılık etmeleri nedeniyle TCK.nın 43/1. maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanıklar Halil ve Şahin ile Mehmet müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA, 11.10.2012 tarihinde eleştiri yönünden oyçokluğu, onamaya ilişkin olarak oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
765 sayılı TCK.nın yürürlükte olduğu dönemde 435. maddedeki fuhşa teşvik ve 436. maddesindeki fuhuş için kadın ticareti ve 5237 sayılı TCK.nın yürürlüğe girmesinden sonra 227. maddesindeki fuhuş suçlarının, fuhşa sürüklenenlerin ve onları tedarik veya teşvik edenlerin bunu kazanç getiren bir iş olarak icra etmeleri sebebiyle, bünyelerinde teselsülü de barındırmaları sonucu bu suçlara teselsül (zincirleme suç) hükümlerinin arttırım nedeni olarak uygulanamayacağına ilişkin yargısal kararlar yerleşik ve istikrarlı biçimde bugüne kadar süregelmiştir.
Nitekim YCGK.nun 10.05.2005 gün 37/52 sayılı kararında da “Kendi içinde unsur olarak teselsülü barındıran suçlarda TCK.nın 80. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmadığı” vurgulanmıştır.
765 sayılı eski TCK da bu suçlara sadece hapis cezası verilirken 5237 sayılı kanundaki düzenlemeye göre hapis cezası yanında adli para cezasına da öngörülmüştür. Bunun nedeni bu suçun işlenmesi suretiyle bir kazanç elde edilmesidir.
Buna ilaveten 227. maddenin 2 fıkrasının son cümlesinde “fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanmasının fuhşa teşvik sayılacağı belirtilmiştir.
5237 sayılı TCK.nın 6/1-i maddesinde ise “suçu meslek edinen kişi değiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi” tanımı yapılmıştır.
Ayrıca TCK.nın 227. maddesinin gerekçeside, 2 Aralık 1949 tarihli “İnsan Ticaretinin ve Başkasının Fuhşunu Sömürmenin İlgasi Hakkındaki” Sözleşmede taraf devletlere fuhşa bir ticari kazanç aracı olarak, yani meslek olarak icrasını ve bunun şartlarını düzenleyen yürürlükteki mevzuatın ilga edilmesi de bir yükümlülük olarak tahmil edildiğinden söz edilerek fuhşun gelir getiren bir meslek olduğu açıklanmıştır.
Bu açıklamalara dayanılarak fuhuş suçlarında TCK.nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin, istikrar kazanmış yerleşik içtihatlarla bağdaşmayan çoğunluğun eleştirisine katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy