Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve tehdit suçlarından sanık ...'nün yapılan yargılaması sonunda; eylemin tek olduğu gerekçesiyle yalnızca beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.04.2012 gün ve 2010/235 Esas, 2012/230 Karar sayılı re'sen de temyize tâbi hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmesi ve incelemenin de sanık müdafii tarafından duruşmalı olarak yapılmasının talep edilmesi üzerine dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 06.02.2013 Çarşamba günü saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Mücahit Erdoğan hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği, ayrıca bir talepte de bulunmadığı anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek, vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştır.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıdaki karar ittihaz olundu.
Sanık hakkında tehdit suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dosya kapsamına göre, yargılama sırasında mağdurenin vekâletnameye dayanan vekille temsil edildiği bu nedenle mahkemece mağdureye zorunlu vekil atanmadığı ve Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca mağdure vekiline bir ödeme yapılmanın gerekmediği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Kendilerin vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine vekâlet ücretine hükmolunmaması,
Sanığın 5237 sayılı TCK.nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun yalnız kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından koşullu salıverilmesine kadar, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilerek 53/3. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re'sen de temyize tâbi hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK.nın 53/1. maddesi gereğince hükmedilen hak yoksunluğu ile ilgili bölüm çıkarılarak, bunun yerine “Sanığın 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ve ayrıca hüküm fıkrasına "Katılanların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği anlaşılmakla, hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak 2400,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine " ibaresinin eklenmesi sureti ile sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.