Kaçırma ve ırz ve namusa tasaddide bulunma suçlarından sanık ...'in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan beraatine dair Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.02.2011 gün ve 2010/162 Esas, 2011/42 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Irz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Oluşa uygun kabule göre, sanığa isnat olunan ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun 765 sayılı TCK.nın 415/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla, aynı Kanunun 102/4. maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sanığın sorgusunun yapıldığı 22.11.2005 tarihi ile hükmün verildiği gün arasında bu sürenin gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, kamu davasının CMK.nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla beraatına hükmolunması,
Kanuna aykırı, katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Kaçırma suçundan verilen beraat kararına yönelik temyize gelince;
Sanıkla arasında husumet ve iftira atmasını gerektirir bir neden bulunmayan dosyada bulunan onaylı nüfus kayıt örneğine göre, 7 yaş içerisinde bulunan mağdurenin soruşturma ve Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesindeki samimi ve istikrarlı beyanları ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın komşu olmaları nedeniyle tanıdığı ve olay günü sokakta oyun oynayan mağdureden bakkaldan soda almasını istediği, sodayı alıp getiren mağdureyi dondurma vereceğini söyleyerek hile ile evine alıp kapıyı kilitleyen sanığın yatak odasına götürerek bacaklarını ve göğüslerini okşayıp mağdurenin bağırması üzerine evden gönderdiğinin sübut bulması karşısında, sanığın kanıtlanan eyleminden dolayı 5252 sayılı Kanunun
9/3 ve CMK.nın 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek atılı suçtan beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 12.07.2011 gün ve 233 sayılı kararı ile Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi kapatıldığından, dosyanın İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.