MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (sanık ...), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (sanık ...),
HÜKÜM : Sanık ...'in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetine, sanık ...'in çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
O Yer Cumhuriyet Savcısının temyizinin mahkemece suça konu aracın müsaderesi konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükümle sınırlı olduğu dilekçe içeriğinden anlaşıldığından mevcut haliyle O Yer Cumhuriyet Savcısının esasa ilişkin temyizi bulunmadığı gözetilerek vâki temyiz isteminin 5320 Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 317. maddesi uyarınca REDDİYLE, inelemenin sanıklar müdafiin temyiziyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık ... hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Mağdurenin olaydan sonra sıcağı sıcağına alınan ve maruz kaldığı eylemleri ayrıntılarıyla anlattığı 21.11.2010 tarihli kolluk beyanı ile 25.11.2010 tarihli savcılık ifadesi içeriği, sanığın müdafii huzurunda alınan 22.11.2010 tarihli savcılık ve sorgu ifadelerinde olay sırasında ellerini bağlayıp ağzını koli bandıyla kapattığı mağdureyle birlikte olma amacındayken, o sırada eve gelen annesi tanık ....'nin engel olması sebebiyle anılan eylemini gerçekleştiremediğini beyan etmesi, mağdure hakkında düzenlenen ve her iki el bileğinde kızarıklıklar ve yüzeysel abrazyonlar tespit edildiğini gösterir ... Devlet Hastanesinin 21.11.2010 tarihli darp cebir raporu, kolluk görevlilerince tanzim edilen 21.11.2010 tarihli olay ve yakalama tutanağı ile tüm dosya içeriğine göre, olay günü sanığın bir süreden beri kendisiyle görüşmeyen eski kız arkadaşı mağdureyi dershane önünde beklediği sırada teneffüs olması dolayısıyla dışarı çıkan mağdureyi kolundan tutarak zorla yakında bulunan parka götürdükten sonra burada akrabası olan diğer sanık ...'i arayarak kendilerini eve götürmesini istediği, bunun üzerine İbrahim'in araçla olay yerine geldiği, sanığın mağdureyi cebir kullanarak araca bindirdikten sonra İbrahim'in, sanığı ve mağdureyi sanığın evine bıraktığı, eve girdikten sonra sanığın mağdurenin el ve ayaklarını iple bağlayıp ses çıkarmasını önlemek amacıyla ağzını da koli bandıyla kapatarak üstünü soyduğu ve kendisi de soyunup mağdureyle cinsel ilişkiye girmek isterken annesi ...'nin eve gelip engel olması nedeniyle nitelikli cinsel istismar eylemini tamamlayamadığı anlaşıldığından, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan dolayı eylemine uyan TCK.nın 103/2, 35 ve 31/3. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine hükmedilmesi;
Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yeralan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK.nın 7/2. madde-fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy