MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Irza geçme, ırz ve namusa tasaddide bulunma, reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma, kaçırma
HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... haklarında açılan kamu davalarının sanıkların ölümü nedeniyle düşürülmesine, diğer sanıkların atılı suçlardan beraatlerine
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Zekâ geriliği tespit edilen mağdureye CMK.nın 234/2. maddesi uyarınca istemi aranmaksızın bir vekil atanması gerektiği halde mahkemece vekil atanmadığı, Dairemizin 21.03.2012 tarihli söz konusu eksikliğin giderilmesi için verilen tevdii kararı sonrasında mağdureye vekil tayin edildiği ve mağdure vekilin kararı temyiz ettiği anlaşılmakla, mağdure vekilinin temyiz istemi yerinde görülmekle, CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdureye baroca tayin edilen zorunlu vekilin mahkemece verilen hükümleri temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı anlaşıldığından, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure ....’ın davaya katılmasına ve zorunlu vekil Av. ...’nın katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek yapılan incelemede;
SHÇEK vekilinin müdahale talebinin kabulüne karar verilmiş ise de; 2828 sayılı Kanunun 22 ve 24. maddeleri uyarınca koruma kararının sayılan istisnalar hariç, çocuk reşit olana kadar devam edeceği, dosyada mevcut nüfus kaydı ile 10.01.1986 doğumlu mağdurenin hüküm tarihi itibarıyla 18 yaşını doldurduğu ve koruma kararının uzatıldığına ilişkin bir karar da bulunmadığı görülmekle, mağdureyi temsil hakkı sona eren kurumun temyiz hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, SHÇEK vekilinin temyiz talebinin 1412 sayılı CMUK.nın 317. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin katılan vekilinin temyiziyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar ... ve ... haklarında ırza geçme ve reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından açılan kamu davalarının sanıkların ölümü nedeniyle verilen kamu davasının düşmesine dair kararların incelenmesinde:
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen düşme hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında isnat olunan reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçunun ve sanıklar...., ... haklarında isnat olunan reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma ve ırz ve namusa tasaddide bulunma suçlarının 765 sayılı TCK.nın 430/2 ve 415/2. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibariyle, aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi oldukları, sanıkların sorgusunun yapıldığı tarih ile karar tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, davaların zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanıklar haklarında açılan kamu davalarının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında isnat olunan ırza geçme suçunun sanıkların lehine olarak 5237 sayılı TCK.nın (6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hali) 103/2-3-6. maddesinde düzenlendiği, anılan bu maddede öngörülen cezanın üst sınırına ve sanıkların suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış bulunmalarına nazaran, anılan suçun 5237 sayılı TCK.nın 66/1-2. fıkrası uyarınca 12-15 yaş grubunda bulunan sanıklar için 10 yıllık, 15-18 yaş grubunda bulunan sanıklar için 13 yıl 4 aylık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sorgu tarihinden inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından,
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında isnat olunan ırza geçme suçunun 765 sayılı TCK.nun 414/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/3. maddesinde belirtilen 15 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, sorgu tarihinden inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından,
Sanıklar ..., ... ve ... haklarında isnat olunan kaçırma suçunun sanıkların lehine olarak 5237 sayılı TCK.nun 109/2-3-5 maddesinde düzenlendiği, anılan bu maddede öngörülen cezanın üst sınırına ve sanıklar ..., ... ve ...’in suç tarihinde 15 yaşını doldurmamış bulunmalarına nazaran, anılan suçun 5237 sayılı TCK.nun 66/1-2. fıkrası uyarınca bu sanıklar yönünden 10 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sorgu tarihinden karar tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından,
Hükümlerin 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden adları geçen sanıklar haklarında açılan kamu davalarının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy