MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, konut dokunulmazlığının ihlali, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.06.2005 gün ve 61/82 sayılı Kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki kanuni düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 2. madde ile hapis cezasından çevrilenler hariç sonuç olarak hükmedilen 3000 TL'ye kadar (dahil) para cezaları kesin nitelikte olup, kasten yaralama suçundan verilen cezanın miktarı itibarıyla 1412 sayılı CMUK.nın 305/1. maddesi gereğince kesin olan hükümlerin temyizi mümkün bulunmadığından, sanık müdafiin ve katılan vekilinin kasten yaralama suçuna yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanunu 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınrlı olarak yapılmasına karar verilmekle gereği düşünüldü:
Oluş ve dosya kapsamına göre, sanığın katılanı yaralamak suretiyle şahsına zarar verdiği ve bu durumun adli raporla sabit olduğunun anlaşılması karşısında TCK.nın 110. maddesinin tartışılması hususunda tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş ve sanığın ertelenen hapis cezası kısa süreli olmadığı halde hakkında TCK.nın 53/1. maddesinin uygulanmaması infaz aşamasında bu hususun nazara alınması mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesine karşın, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasına “Hüküm tarihi itibarıyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1200 TL maktu ücreti vekâletin sanıktan alınarak kendisini vekille temsil ettiren katılana verilmesine” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.09.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy
Sanık ...’un önce mağdurun evine gelerek darp ederek basit yaralama eyleminde bulunduğu, bilahare mağduru tehditle evden çıkartarak arabasına bindirip geceleyin başka bir mevkie götürerek bıraktığı anlaşılmaktadır. Sanığın darp eylemi ile ilgili basit yaralamadan ayrıca hüküm kurulmuş olup kesin hüküm nedeniyle temyize gelmemektedir. Dairemiz sayın çoğunluğu mağdurenin basit nitelikte yararlanması nedeniyle şahsına zarar verildiğinden dolayı etkin pişmanlık hükümlerini uygulamayan yerel mahkeme kararını bozma konusu yapmamıştır. Yerel mahkeme kararının bozma konusu yapılmaması yasaya uygun değildir, şöyle ki;
1) Etkin pişmanlık başlıklı TCK.nın 110. maddesinde “yukarıdaki maddedeki suçu işleyen kişi, soruşturmaya başlamadan önce mağdurun şahsına bir zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.” denilmektedir. Madde metninde geçen “yukarıdaki maddedeki suç” 109. maddedeki hürriyetten yoksun kılma suçudur. TCK.nın 109/1 maddesi suçun basit halini düzenlerken, 109/2,3,4 ve 5 maddeleri ise cezanın ağırlaştırılmış hallerini içeren nitelikli hallerini düzenlemektedir. 109/6 maddesinde ise, " Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. " denilmektedir. Etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için TCK 110/1 maddesindeki şahsa zarar verilmeme şartındaki zararın, yaralanmanın temel ve basit halindeki bir zarar mı yoksa nitelikli yaralamadaki zarar mı olduğu hususunu, TCK 109/1-2-6, 86/1-2, 87/1, 110/1 maddelerindeki tanım ve düzenlemeler dikkate alınarak ve bunlar gözardı edilmeksizin yorumlamak gerekir. Bu düzenlemeler çerçevesinde TCK 109/2 maddesinde tanımlanan suçun gerçekleştirilmesi sırasındaki oluşan TCK 86/1 ve 2 kapsamında kalan basit ve temel nitelikteki yaralanmalar nedeniyle ayrıca yaralama suçundan ceza verilmemekte, bu yaralamalar suçun unsuru olarak kabul edilmektedir. Bu yaralama (şahsa verilen zarar) nitelikli olursa, yani TCK 87/1 kapsamında kalırsa TCK 109/6 belirtildiği şekilde ayrı bir suç oluşturmaktadır. Bu açıklamalar ışığında, TCK 110/1 maddesindeki etkin pişmanlığa engel olan “mağdurun şahsına bir zarar dokunmaksızın” şartının, TCK 87/1 deki nitelikli hallerdeki yaralanmalar olduğu, suçun işlenmesi sırasında mukavemeti kırmak için oluşan ve suçun unsuru olan basit ve temel haldeki yaralamaları kapsamadığı anlaşılmaktadır. Zira maddenin başında, “ yukarıdaki suçu işleyen kişi ” denilmektedir. Bu suçu işleyen kişi suçun basit halini işleyebileceği gibi TCK 109/2 maddesindeki nitelikli halini de işleyebilir. TCK 110 maddesindeki düzenlemede, etkin pişmanlığın sadece TCK 109/1 deki suçun basit halinde uygulanacağına, TCK 109/2. maddesindeki
nitelikli hallerden olan eylem ile oluşursa uygulanamayacağına ilişkin bir ayırım yoktur. TCK 110 madde bir istisna getirmeksizin 109. maddeye bütünüyle bir atıf yapmaktadır. Bu nedenle TCK 109 maddesindeki suçun işlenmesi esnasında, suçun tamamlanmasını temin için TCK 109/6. maddesinin atıf yaptığı şekilde TCK 87/1 kapsamına varan düzeyde mağdurenin şahsına bir zarar vermeyen, cinsel bir eylemde de bulunmayan, daha sonrada herhangi bir saikle mağdureyi bırakan sanıkların, bu davranışı TCK 110 maddesi kapsamında kalmalıdır.
Keza suçun işlenmesi sırasında suçun unsuru olan basit ve temel haldeki mukavemeti kıracak ve pekiştirecek yaralamalar dışında, mukavemetin kırılması ve suçun tamamlanmasından sonra suçun unsuru ile hiç bir bağlantısı olmayan kin, hırs, eziyet ve işkence ile yapılan davranışlar basit nitelikte dahi olsa etkin pişmanlığın uygulanmasına engel kabül edilmelidir. Çünkü bu davranışlar suçun tamamlanmasından ve mukavemetin kırılmasından sonra yapılan davranışlardır. Yine yapılma nedeni de suçun tamamlanmasına yönelik değildir.
Bu değerlendirmelerin aksini kabul halinde ceza yasasının ve ilgili maddelerin amacına uymayacak şekilde ceza adaletsizlikleri ortaya çıkacaktır. Örneğin; basit yaralamaya göre, TCK 106/2 de tanımlanan cezasıda daha fazla olan ve mağdure üzerinde etkiside daha çok olacak şekilde mağdureye ruhsal yönden daha ağır zarar verecek silahlı bir tehditle kaçırıp daha sonra bırakacak bir sanık, mağdurenin şahsına zarar vermedi diye bu maddeden yararlanabilecekken, hürriyetini yoksun kıldığı mağdureyi pişmanlıkla bırakan başka bir sanık, suçu gerçekleştirirken mukavemet sırasında mağdurenin basit yaralanması nedeniyle indirim maddesinden yararlanamayacaktır. Diğer bir halde de, ağır bir tehditle suçu işleyen ama mağdureyi serbest bırakmayan biri ile, basit yaralama ile suçu işleyip sonra pişman olup, mağdureye nitelikli bir zarar vermeksizin serbest bırakan kişi aynı cezayı alacaktır. Bu durumdaki farklılıklar, yasa koyucunun nitelikli haller arasındaki bilerek yaptığı bir tercihine veya yasanın eşitsiz düzenlemesine değil, yasada öngörülmediği halde farklı yorumlanmasından kaynaklanacaktır. Sanıkların iyi davranışını ödüllendirerek mağdurların serbest bırakılmasını teşvik ile bu şekildeki çelişki ve adaletsizliklerin önüne geçilmiş olacaktır.
2) Yukarıdaki ilk maddedeki görüşün kabul edilmemesi halinde dahi dosyamızdaki durum farklıdır. Somut olayımızda, sanık tarafından mağdura verilen zarar kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan önce mağdurun evinde iken gerçekleştirilen basit yaralama eylemi nedeni iledir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu basit yaralama eyleminden sonra gerçekleştirilmiştir. Sanığın basit yaralama eylemi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru değildir. Basit yaralama nedeni ile sanığa ayrıca ve müstakil olarak ceza tayin edilmiştir. Dolayısıyla TCK 109 daki suçun işlenmesi sırasında şahsa verilen bir zarardan bahsedilemez. TCK 109 daki eylem tehdit ile gerçekleştirilmiştir. Tehdit ise şahsa verilen zarar kapsamında değerlendirilmemektedir. Bu nedenle de dosyamızda TCK 110 maddesindeki etkin pişmanlık şartlarını engelleyen bir durum bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dairemiz sayın çoğunluğunun şahsa zarar verilmeme şartının dosyamızda gerçekleşmediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağını belirten görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy