MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK: ...
SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyet diğer atılı suçtan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi.
Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanunun 231/12. maddesine göre itirazı kabil olup temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve anılan karara yönelik temyiz istemi CMK'nın 264. maddesi hükmüne göre itiraz kabul edilip bu hususta gerekli kararın mahallinde merciince verilmesi gerektiği anlaşıldığından, incelemenin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
5271 sayılı CMK'nın 185. maddesi gereğince on sekiz yaşını doldurmamış suça sürüklenen çocuk yönünden duruşmanın kapalı yapılıp hükmün de kapalı duruşmada açıklanması gerekirken, mahkemece karar duruşması açık yapılarak hükümde açık duruşmada tefhim edilmiş ise de, inceleme tarihi itibarıyla suça sürüklenen çocuğun on sekiz yaşını tamamlaması nedeniyle anılan eksikliğin telafisi mümkün olmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin olay tarihinde ... Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı... Çocuk Destek Merkezinde kaldığının dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, hakkında koruma kararı olup olmadığı araştırılıp, şayet verilmiş karar varsa bu kararın 2828 sayılı Kanunun 22 ve 24. maddeleri uyarınca uzatılıp uzatılmadığı hususlarında araştırma yapılarak bulunduğu takdirde anılan koruma kararı ile varsa uzatma kararının tasdikli sureti temin edildikten sonra ... Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün de davadan haberdar edilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla hüküm kurulması,
Suça sürüklenen çocuğun, aşamalarda mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmediği ve on sekiz yaşında olduğunu söylediği yönünde beyanda bulunduğuna dair savunması, mağdurenin beyanları ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılıp, bu yöndeki savunmanın reddi nedenleri karar yerinde açıklandıktan sonra hükme varılması yerine, noksan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurularak 5237 sayılı CMK'nın 230. maddesine muhalefet edilmesi,
Mağdure ile ilgili olarak kovuşturma evresinde ...... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi sağlık kurulunca düzenlenen 02.01.2013 tarihli raporda halihazırda mağdurenin maruz kaldığı cinsel istismar olayına bağlı herhangi bir ruhsal bozukluk saptanmamasına rağmen belirtilerin daha sonra da ortaya çıkabileceği yönünde bilgi verilmesi karşısında, sanık hakkında TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanma ihtimaline binaen mağdurenin dava dosyasıyla birlikte... Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kuruluna sevkiyle anılan eylemden dolayı ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda rapor aldırıldıktan sonra TCK'nın 103/6. maddesinin tatbiki konusunda karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Suç tarihinde on beş - on sekiz yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35 ile Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2-3. maddelerine göre suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporu aldırılmadığı takdirde bunun gerekçesinin kararda gösterilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.