MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM: Beraat
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 260/1. maddesine göre, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, yaşı küçük mağdura tayin edilen vekilin mahkemece verilen hükümleri temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı anlaşılmakla, CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur ...'nın davaya katılmasına vekili Av. ...'nun da katılan mağdur vekili olarak kabul edilmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
İddianame ile iki sanık hakkında da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kamu davası açıldığı ve gerekçeli karar başlığında iki sanıkta gösterildiği halde, hüküm fıkrasında hangi sanık olduğu da belirtilmeden sanığın beraatine karar verilmesi,
Sanık ... ile aralarında duygusal ilişki bulunan mağdurenin kendisini götürmesi için mesaj atması üzerine, Ankara'ya giderek mağdureyi alıp rızasıyla Ankara'dan Çankırı'ya götürdüğü, buradaki evlerinde yemek yedikten sonra evden çıktıkları ve terminal yakınlarında polisler tarafından yakalandıklarının sabit olduğu olayda; suç tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdurenin rızasının hukuken geçerli olmadığından sanık ...'nın eyleminde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları oluştuğundan atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.