MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
HÜKÜM : Beraat
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
TCK'nın 234/3. maddesinde düzenlenen suçun mağduru kaçırılan ya da alıkonulan çocuğun kanuni temsilcisi olup, yaşı küçük...'ın velayet hakkına sahip annesi Sultan ile babası....'in sanıktan şikayetçi olup davaya katılmalarına rağmen yokluklarında verilip kendilerine tebliğ edilen beraat hükmünü temyiz etmemeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyiz etmeye hakkı bulunmadığından, anılan hükme yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
5271 sayılı CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu ve suçtan zarar gören on altı yaşındaki mağdurenin istinabe yoluyla anılan 30.04.2012 tarihli mahkeme ifadesinde sanıktan şikayetçi olduğunu belirtmesine karşılık katılma hususunda karar verilmemiş ise de Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararı da göz önüne alınarak mağdurenin suçtan zarar gördüğü hususunda araştırma yapmayı gerektirecek bir durum bulunmadığı anlaşıldığından, aynı Kanunun 237/2. maddesi uyarınca mağdure... ...’nin davaya katılmasına ve Av. ... ....’nın katılan mağdure vekili olarak kabul edilmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Tüm dosya içeriğine göre, suç tarihinde on beş yaşından büyük olan mağdurenin vekil huzurunda verdiği 22.12.2011 günlü ifadesinde sanıkla rızasıyla giderek cinsel ilişkiye girdiğini ve şikayetçi olmadığını belirtmesine rağmen sanığın, mağdure ile cinsel ilişkiye girmek amacıyla cebir veya tehdit kullandığı hususunda cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil de bulunmaması nedeniyle eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında kaldığı ve şikayetten vazgeçmeden rücunun mümkün olmadığı gözetilerek sanık hakkındaki kamu davasının şikayet yokluğu sebebiyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi,Kanuna aykırı, katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy