MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı (sanık ...), suçu bildirmeme (sanık ...)
HÜKÜM : Sanık ...'in zincirleme şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkûmiyetine, sanık ...'nin müsnet suçtan beraatine
İlk derece mahkemesince verilip kısmen re'sen de temyize tabi hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi.
5271 sayılı CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören müşteki ... 26.02.2015 tarihli celsede alınan beyanında sanık ...'den şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini açıkça beyan ettiği ancak bu konuda bir karar verilmediği, 6284 sayılı Kanunda yer alan düzenlemeler gözetildiğinde ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının da kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunup, bakanlık vekili tarafından süresinde sunulan temyiz istemli dilekçede açıkca katılma iradesinin ortaya konulduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdure ile Bakanlığın katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördükleri konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören ... ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının davaya katılmalarına ve tayin edilen vekil ile bakanlık vekilinin katılanlar vekilleri olarak kabul edilmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında suçu bildirmeme suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan mağdure vekili ile katılan ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık ... hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Tüm dosya içeriğinden, mağdurenin öz babası olan sanığın eylemlerinin mağdure ondört-onbeş yaşlarında iken başlayıp mağdurenin yirmi yaşını doldurduğu 2014 yılına kadar devam ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 103/2. maddesinde düzenlenen cebir kullanmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin yedinci fıkrası gözetilmeyerek sanık hakkında 42 yıl hapis cezasına hükmedilmesi,
Hükümden sonra Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re'sen de temyize tabi hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy