MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilip kısmen re'sen de temyize tabi hükümler temyiz edilmekle, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilip dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Oluş ve kabule göre; sanığın, suç tarihlerinde onbeş yaşını tamamlamayan mağdureyi olayın ortaya çıktığı tarihten bir yıl kadar önce erkek arkadaşıyla sahilde gezerken gördüğü, daha sonra mağdureye, kendisini erkek arkadaşıyla gezerken gördüğünü ve fotoğraflarını çektiğini, bunları ailesine gösterebileceğini, fotoğrafları ailesine göstermemesi için ertesi gün yanına gelmesini istediği, mağdurenin ertesi gün sanıkla buluşmasının ardından arabayla çöplerin atıldığı bir bölgeye götüren sanığın çektiği resimleri gösterip, "bunları ailene göstermemi istemiyorsan her hafta bir gün yanıma geleceksin" dedikten sonra mağdureyi öptüğü, bir hafta kadar sonra tekrar buluştuğu mağdureyi çöplerin atıldığı bölgeye götürüp araba içinde kıyafetlerini çıkartarak çıplak resimlerini çektiği, daha sonra her hafta mağdureyle buluşup aynı yere götürdüğü, üçüncü veya dördüncü buluşmada mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği, sonraki tarihlerde buluştuğu mağdureyi şehir merkezinde ve yazlık evlerin bulunduğu bölgelerde değişik evlere, ormana veya açık alanlara götürüp birden çok kez cinsel ilişkide bulundukları, cinsel ilişkiden sonra mağdurenin çıplak resimlerini çektiği, sanığın evi ve çantasında yapılan aramalarda da mağdurenin adı ile mağdurenin babasının adının yazılı olduğu sarı ve beyaz renkli çok sayıda zarflar ile mağdureye ait iç çamaşırları ve fotoğraflar gibi birçok eşyanın ele geçirildiği olayda; sanığın eylemini mağdureye ait resimleri ailesine göndermek tehdidi ile gerçekleştirdiği anlaşılmasına karşın sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 103/4. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hükümden sonra Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan re'sen de temyize tabi olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluş ve kabule göre; sanığın eylemini mağdureye ait resimleri ailesine göndermek tehdidi ile gerçekleştirdiği anlaşılmasına karşın 5237 sayılı TCK'nın 109/2. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek aynı Kanunun 109/1. maddesine göre hüküm kurulması,
Hükümden sonra Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 14.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy