MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı, konut dokunulmazlığının ihlali, tehdit
HÜKÜM : Sanığın nitelikli cinsel saldırı ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkûmiyeti ile diğer atılı suçtan beraatine
İlk derece mahkemesince verilip kısmen re'sen de temyize tabi hükümlerin sanık müdafii ile....Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi ve sanık müdafiince incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, 12.10.2016 Çarşamba saat 13:30'a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından ... hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık ... adına gelen Av. ... huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık ... hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 26.10.2016 Çarşamba günü saat 13:30'a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenerek gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
20.03.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca adı geçen bakanlığın her aşamada ilgili davalara katılması mümkün olduğundan, anılan madde ile 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca ... Bakanlığının nitelikli cinsel saldırı suçu yönünden davaya katılmasına ve Av. ...'in katılan bakanlık vekili olarak kabul edilmesine karar verilip; 6284 sayılı Kanunun 20/2. maddesinde düzenlenen “Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir” hükmü uyarınca katılan bakanlık vekilinin sanık hakkında müşteki ...'ya yönelik tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen hükümleri temyiz etme hakkı bulunmadığından, bu hükümlere yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin katılan bakanlık vekilinin nitelikli cinsel saldırı ve sanık müdafiin nitelikli cinsel saldırı, konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen hükümlere yönelik temyizleriyle sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmasının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 04.03.2015 tarihli raporda, mağdurenin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiile ruhsal yönden mukavemetine engel olacak mahiyet ve derecede olan (hafif derecede zeka geriliği ve atipik otistik özellikler) tespit edildiği, bu duruma göre mağdurenin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını idrak edip, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, durumunun hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği, ancak yakın çevresinde yaşayanlarca ve kendisini tanıyanlarca anlaşılabileceği, ifadelerine ana hatları ile itibar edilebileceğinin belirtilmesi ve yine Adli Tıp Genel Kurulunca düzenlenen 13.08.2015 tarihli raporda ise mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını idrak edip fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, durumunun hekim olmayanlarca ilk bakışta anlaşılamayacağı, ifadelerine ana hatları ile itibar edilebileceğinin bildirilmesi karşısında; tarafların görüşme sıklığı ve derecesi, mahkeme gözlemi ile dosyada bulunan mevcut bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilip tartışılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile mağdurenin rapor içeriklerinde belirtilen akli rahatsızlığının sanık tarafından ne şekilde bilindiğine dair gerekçe de gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan bakanlık vekilinin temyiz itirazları ile sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden, re'sen de temyize tabi hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 19.10.2016 tarihinde verilen işbu karar 26.10.2016 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Necmettin Karabacakoğlu hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.
Full & Egal Universal Law Academy