MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma, tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilip kısmen re'sen de temyize tabi hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın annesi tarafından sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelemesinde;
Reşit olan sanık hakkında kurulan hükümleri temyiz etme hususunda hak ve yetki sahibi olmadığı anlaşılan ...'ın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve nitelikli yağma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanığın tekerrüre esas sabıkası olduğu halde, hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin eleştiri dışında unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık ile müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, kısmen re’sen de temyize tabi hükümlerin ONANMASINA,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde; tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/2, 43/1. maddeleri uyarınca nitelikli cinsel saldırı suçunun yanı sıra aynı Kanunun 109/2, 109/5, 43/1. maddeleri gereğince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkûmiyet kararı verildiği,vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen nitelikli cinsel saldırı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurun hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanığın, mağdurun hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında, mevcut haliyle eylemin sadece TCK'nın 102/2. maddesi kapsamındaki nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi,
Tehdit suçunun dosya içeriğine uygun olan mahkemenin kabulüne göre, nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının unsuru niteliğinde olduğu nazara alınıp, bu suçtan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 106/1-1. cümlesi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngördüğü halde, sanık hakkında 2 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmesi,
Sanığın tekerrüre esas sabıkası olduğu halde, hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy