Sanık ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan yapılan yargılama sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 07.04.2016 gün ve 2015/50 Esas, 2016/169 Karar sayılı re'sen de temyize tabi hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 21.11.2016 gün ve 2016/9095 Esas, 2016/7927 Karar sayılı ilamı ile bozma yönündeki kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2017 gün ve 2016/242041 sayılı itiraznamesi ile 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin iki ve üçüncü fıkraları gereğince itiraz etmesi üzerine dosya Daireye gönderilmekle incelendi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizin 21.11.2016 gün ve 2016/9095 Esas, 2016/7927 sayılı bozma kararının 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkraları uyarınca KALDIRILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle re'sen de temyize tabi hükmün ONANMASINA, 17.04.2017 tarihinde üye ...'ün karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanığın eylemlerinin bir kaç gün öğle yemeğinin ardından benzer şekilde gerçekleştiği yönündeki mağdur beyanı, mağdurun iddia ettiği sanığın tehdidinin ciddi boyutlara ulaşmadığı, mağdurun komşu dükkan sahibi ile cinsel ilişkiye girmiş olmasına rağmen DNA incelemesi sonucuna kadar bu ilişkiden bahsetmemesi ve beyanlarındaki çelişki dikkate alındığında, sanığın eylemi cebir ve tehditle işlediği hususunun şüphede kaldığı ve bu hususun sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy