MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında bozma öncesi kurulan ilk hükümde 2 yıl 6 ay hapis olarak tayin edilen sonuç cezanın, hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle 1412 sayılı CMUK'nın 326/son. maddesi uyarınca kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde belirlenen sonuç cezanın yukarıda belirtilen ceza miktarına çekilmemesi suretiyle fazla tayini,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında TCK'nın 62. maddesinin uygulanması ile ilgili paragraftan sonra gelmek üzere "Sanığın CMUK'nın 326/son. maddesi gereğince sonuç ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı gözetilerek neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" paragrafının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.05.2018 tarihinde üyeler ... ile ...'in sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 109/5. maddesinin uygulanmaması gerektiği yönündeki karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ...'ın mağdureyi evlenmek amacıyla kaçırdığı olayda, TCK'nın 109/5. madde ve fıkrasının uygulanabilmesi için bizatihi cinsel amaçla eylemin gerçekleştirilmesinde zorunluluk bulunduğu, sanığın mağdureye yönelik cinsel söz ve davranışının bulunmadığı, evlenme dışında mağdurenin cinsel amaçla kaçırıldığına dair dosyaya yansıyan herhangi bir delilin de olmadığı, evlenme amacının cinsel amaç olarak kabulü halinde TCK'nın 109/5. madde ve fıkrasının kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanması sonucunu doğuracağı bunun TCK'nın 2/3. madde ve fıkrasına aykırılık oluşturacağı, dolayısıyla evlenmenin cinsel amaç olarak kabul edilemeyeceği bu nedenle olayda 5237 sayılı TCK'nın 109/5. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından, anılan nedenlerle mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy