(3194 S. K. m. 41)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.12.1971 gününde verilen dilekçe ile imar Yasası uyarınca 10 sayılı parselin tescili istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; 10 sayılı parselin belediyece davalıya satışının geçersiz olduğu nedeniyle belediye adına tashihan tesciline dair verilen 28.12.1979 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı Halil vekili tarafından istenilmekle dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro tahditlerinde taşınmazların hukuki durumlarının ne suretle ve nelere dayanılarak belirleneceği 2613 sayılı Kanunun 22. ve müteakip maddelerinde gösterilmiş, bunun 27. maddesinde de gayrimenkul mallara taalluk eden, kadastroyu ve tahriri alakalandıran ihtilafların sözü edilen kanun hükümleri dairesinde çözümleneceğine yer verilmiştir.
Dava konusu 867 ada ve 10 parsel sayılı taşınmaz, yol fazlası olarak belediye encümeni kararı ile Şükrü'ye satılmış ve o da davalı Halil'e devrettiğinden muvafakati ile kadastro Halil adına tahdit edilmiştir. Bu tahdit 2613 sayılı Kanunun hükümlerine uygundur.
Davacılar, İmar Kanununun 41. maddesi hükmüne dayanarak Belediyece yanlış işlem yapıldığını, taşınmazın kendilerine satılması gerektiğini ileri sürerek önce tahdide itiraz etmiş, kadastro komisyonunca itirazlarının reddi üzerine de taşınmazın kendi adlarına tescili isteğiyle bu davayı açmışlardır.
İmar Kanununun 41. maddesi hükmüne dayalı iddia, kadastro ve tahrire ilişkin ve 2613 sayılı Kanun hükümleri dairesinde çözümlenebilecek bir sorun değildir. Bu yön ve ayrıca belediyenin bir davasının bulunmadığı düşünülmeksizin açılan kadastro tahdidine itiraz davası ile taşınmazın belediye adına tesciline karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Halil vekilinin temyiz itirazlarının bu bakımdan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, belediye lehine bir bozma bulunmadığından duruşma nedeniyle avukatlık parası takdirine yer olmadığına, 10.02.1981 gününde oybirliğiy ie karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy