(743 S. K. m. 618)
Davacı (M.K.) vekili tarafından, davalı (A.S.) aleyhine 25.4.1974 gününde verilen dilekçe ile paydaşı olduğu taşınmaza müdahalenin Meni istenmesi üzerine kadastronun başlaması sebebiyle 2613 sayılı yasa uyarınca ve bozmaya uyulup 985/447 sayılı dosya ile birleştirilerek yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 17.6.1986 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle (...) dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacının dayandığı tapu kaydının geldileri incelendiğinde görülmektedir ki, biri 600, diğeri 400 arşınlık iki adet ev (K.O.) oğlu (S.) 'un senetsiz tasarrufunda iken ölümü ile Nisan 1326 tarih 8 ve 9 numaralara da eşi (V.) ve çocukları (O.) ve (M.) adına tapuya bağlanmış, sonradan bu iki taşınmaz birleştirilerek (Yemini: Yol, Yasarı: Fürun ile Uğde'nin bahçesi yeri, cephesi: Tarikiam Arkası: Muhasır İsmail Ağa'nın hanesi ile bahçesi) sınırları ile ve 1600 arşın yüzölçümünde olarak Hazinece (MEA) ve (IMA) 'a satılıp bunlar adına 1/2 şer pay itibariyle Teşrinisani 1339 tarih 5 ve 6 numaralarda tapusu verilmiştir. Daha sona (M.E.) 'in 1/2 payını Dede Efendi almış ve Teşrinisani 1340 tarihinde taşınmaz ikiye ifraz edilmiş, kuzeydeki tarikiam taşınmazın cephesi kabul edilerek ve eski usul cihetlendirme itibariyle (yolda durulup yüzümüzü taşınmaza dönerek) sağda kalan, yani batıdaki kesim (D.G.) 'e, solda kalan doğudaki kesim de (F.H.) 'a düşmüştür. Nitekim aynı tarih 37 numaralı (D.G.) 'e ait kayıt (Yazarı (F.H.) 'a isabet eden mahal), 38 numaralı (F.H.) 'a ait kayıt da (Yemini Dede Efendiye isabet eden bahçe) şeklinde birbirini sınır göstermiştir. (F.H.) 'a kalan taşınmazın solu yani doğusu ise (Uğde'nin bahçe yeri ve fırın) dır. (F.H.) 'a ait bu taşınmaz intikal ve tedavüllerle neticeten (M.N.) 'e geçmiş ve kadastroca da 3 sayılı parsele uygulanmıştır. Tapu kayıtlarına dayalı bu açıklama itibariyle (D.G.) 'in tapulu yeri 3 sayılı parselin doğusunda değil, batısında bulunmaktadır. Kadastroca da o doğrultuda batıdaki parsellere revizyonu yapılmıştır. Şu halde davacıya ait taşınmazın doğusunda (D.E) 'ye, (D.G.)'e ait tapulu bir yerin varlığı söz konusu olamaz. Kadastroca da 36 sayılı parsel senetsizden (D.) mirasçılarına yazılmıştır. Davacı (M.K) bu mirasçılardan haricen satın almaya dayanarak 36 sayılı parsel ve dava konusu olup 22 sayılı parselin batı kesimini teşkil eden yer üzerinde hak iddiasıyla dava açmıştır. Bozmaya uyularak yapılan keşif sonucu düzenlenen krokide (Z) harfi ile gösterilen yerin davacı tapusu kapsamında kaldığı ve 36 sayılı parselin ise taraflar arasında ihtilafsız olduğu anlaşılmaktadır. Üzerinde durulması gereken önemli husus, bu krokide (B) harfi ile işaret edilen 233 m2lik 22 parsel kesiminin davacıya ait olup olmadığıdır. Davacının tapusu doğuda (Uğde)yi sınır kabul etmiştir. 20 sayılı parselin Uğde'den geldiği tapu kayıtlarıyla bellidir. 22 sayılı parsele revizyon gören davalıya ait kaydın geldileri incelendiğinde (E.H) kerimesi (P.) dan metruken ve imkanen Ağustos 1930 tarih 4 numarada (M.D) ve adına tapuya bağlandığı görülmektedir. Davacı tapusu adı geçenleri sınır göstermemektedir. Davalı tapusu batıda (Dede Efendi) demekte ise de yukarıda açıklandığı üzere davacının tapulu yeri ile davalıya ait tapulu taşınmaz arasında Dede Efendi'nin herhangi bir yeri bulunmamakta, Dede Efendi'nin tapulu yerleri 3 sayılı parselin batısında kalmaktadır. Şu halde, davalıya ait tapunun tesis tarihinde bu tapu kapsamındaki yerin batısı Dede Efendinin elinde olduğu için fiili durum göz önünde tutulmuş ve ona göre sınır yazılmıştır. (D.G.)'in davacının dayandığı kaydın önceki maliki (F.) 'nin eşi olduğu bozmadan önceki keşif tutanağında yazılıdır. Davalı tapusu tesis edilirken (F.)'ye ait tapulu yerin (D.) elinde olduğu dikkate alınarak mı yoksa, (F.)'nin tapulu yerinin doğusunda (D.)'nin elinde bir yer bulunduğu görülecek mi (Dede Efendi) sınırının yazıldığı belli değildir. Davalı tapusundaki (Dede Efendi) sınırı ile (F.) 'ye ait yer kastedilmişse (B) harfi ile işaret edilen kesim davalı tapusu içinde kabul edilmek gerekir ve bu takdirde davacının mülkiyet iddiasına itibar edilemez. Aksi hal harici iktisap iddiasıyla çelişki teşkil eder. (B) harfi ile işaretli yer Dede Efendi'nin zilyet olduğu bir kesim ise, bozma kararında da belirtildiği üzere bu yerlerin (Ermenilerden metruk bulunması nedeniyle davacının zilyetlikle iktisap iddiası dinlenmez. Öte yandan, 31 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydı kuzeyde (Kısmen Antakyalı Mehmet ve kısmen Ali Bey oğlu Dede Efendi)'yi sınır göstermektedir. Eğer (B) işaretli kesim Dede Efendi'nin ise 31 sayılı parselin kuzeyinde sınır olması gereken (Antakyalı Mehmet Efendi) yerini izah mümkün olmaz. Antakyalı Mehmet' in davalı taşınmazının eski kayıt maliki olması karşısında, Feride Hanım'ın yerinin de Dede Efendi olduğu göz önüne alındığında (kısmen Mehmet Efendi) sözleriyle (B) işaretli yerin, (Kısmen Dede Efendi) sözü ile de 3 sayılı parselin sınır kabul edildiği düşünülmek gerekir. Esasen bozma kararında da komşu kayıtlardan yararlanılması ve nizalı kesimin nasıl gösterildiği hususu dile getirilmiştir. Ayrıca, Mehmet Efendi'nin bu yeri bahçe olarak kullandığı hususu da bazı tanıklarca ifade edilmiştir.
Öncelikle davacının iddiasını ispat etmesi usul hükümleri gereğidir. Davalının dayandığı kaydın tesisindeki miktar 800 lira iken bundan tahvilen müfrez kesimlere miktar düşürülmüş olması davacı lehine bir sonuç meydana getirmez. Davacının tapu kaydında da miktar 800 arşın olmasına rağmen bu miktarı fazlasıyla aşan yerler davacıya verilmiş olup davalının nasıl ki sadece miktara dayanarak davacıdan bir hak talep etmesi mümkün değilse davacının da davalı tapusundaki miktara dayanması olanaksızdır. (B) harfi ile işaretli yerin davacı tapusu kapsamında kaldığı ispatlanamadığına, zilyetlik iddiasına da itibar edilemeyeceğine göre bu kesim için davanın reddi gerekirken aksine karar verilmiş olması doğru bulunmamış, davalının temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüştür.
Davalının temyiz itirazının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy