(3194 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 92, 293, 427)
Dava: Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 12.1.1990 tarih,1 sayılı tebliğnamesi ile Bursa Asliye Dördüncü Hukuk Mahkemesinin 1989/679 esas,1989/ 740 karar sayılı hükmünün HUMY. nın 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Bursa İli, Yıldırım İlçesi'nin Fidyekızık Köyü'nde yer alan davalıya ait parselde hisse satın aldığını, davalının tapuda takrir vermediğini ileri sürerek satın aldığı payın iptalini ve adına tescilini istemiştir.
Davalı, ilk oturumda davayı kabul etmiş ve yerel mahkeme satılan payın iptaliyle davacının adına tesciline karar vermiştir.
Ancak; Başbakanlık Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı'na gönderdiği 19 Eylül 1989 tarih, 401-4844 sayılı yazısında; (Bütün şehirlerimizde görülen çarpık yapılaşmanın en önemli sebeplerinden birisinin imar mevzuatına aykırı yapılaşma amacına yönelik hisseli satışlar olduğu bir gerçektir. Vatandaşlarımızı mağdur eden ve arsa spekülatörlerine haksız kazanç sağlayan hisseli satışlar 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesinin son fıkrası ile bazı istisnalar dışında yasaklanmış, 42. maddesiyle de alan ve satana para cezası verilmesi öngörülmüştür. İmar Yasasının yürürlüğe girmesinden sonra, tapu idarelerince imar mevzuatına aykırı yapılaşma amacına yönelik hisseli satışlar büyük ölçüde azalmıştır.
Ancak, ilgi yazı ekinde anılan ve fotokopisi ilişikte sunulan Bursa Dördüncü Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 5.7.1989 gün,1989/683-774 esas ve karar sayılı hükmünden anlaşılacağı üzere tapu idarelerinde yapılmayan hisseli satışların, alıcıların açtığı dava sonucunda, satıcının, davaya karşı bir itirazım yoktur beyanı bulunduğu, alıcı ile satıcı arasında bir ihtilaf bulunmadığından bahisle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Özellikle, Bursa İli'nde bu tür davaların çok fazla olduğu ve mahkemelerin matbu şekilde kararlar verdiği gözlenmektedir.
Kesinleşmiş mahkeme kararlarının infazı zorunlu olduğundan, karar gereği tescil işlemi yapılacaktır. Ancak, tapu idarelerince yapılmayan imar mevzuatına aykırı, dolayısıyla çarpık yapılaşma amacına yönelik hisseli satışların, esasen iş hacimleri çok yoğun olan mahkemelerimizce de kabul edilmemesi gerektiği düşünülmektedir. Bilgi edinilmesini ve yanlış uygulama yapılmaması için ilgililere gerekli duyurunun yapılmasını takdirlerinize arzederim) denilmek suretiyle, yasaya aykırı karar verildiği ve bunun önlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu yazıyı dayanak alan Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı, C. Başsavcılığı'na gönderdiği 2.1.1990 tarih ve 00011 sayılı yazılarında özetle; (Dava konusu parselin yapılaşma amacıyla parselasyona tabi tutulması, hisselere ayrılarak satılması yasaya aykırıdır. Olayda davacının iddiası gibi davalının haricen sattığı pay için tapuda ferağ vermemesi söz konusu değildir. Aksine bu işlemi tapu idaresi yapmamaktadır. Taraflar mahkemenin bu kazai kararıyla önceden yapılamayan İdari işlemi sağlamaktadırlar. Bu itibarla verilen karar yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle Bursa Asliye Dördüncü Hukuk Mahkemesi'nin yukarıda sözü edilen kararının kanun yararına temyiziyle, bozulması halinde yayınlanmak üzere kararın bir örneğinin gönderilmesinin teminini arzederim) şeklinde görüş belirterek kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir.
C. Başsavcılığı'nca, Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesi Başkanlığı'na hitaben düzenlenen 1 sayılı ve 12.1.1990 tarihli tebliğnamede yukarıda değinilen yazı ve gerekçeler dayanak gösterilerek anılan hükmün HUMY. nın 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmiştir.
Açıklanan dayanak yazılar ve C. Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi, ilgili dosyalar incelenmiştir.
Olayın esasını teşkil eden ve uygulaması gereken 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesinin son fıkrası şöyledir:
(Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şuyulandırılan, Kat Mülkiyeti Kanunun uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz).
Açıklanan yasa hükümlerine göre, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacına yönelik olarak arsa ve parsellerin hisselere ayrılarak satışı ve satış vaadi yasaklanmıştır. Zira bu tür satışlarla oluşan hisseli parseller, çarpık şehirleşmeyi ve düzeltilmesi olanaksız sonuçları beraberinde getirmektedir. Haricen satışı yapılan hisselerin çok küçük olduğu ve bunun da yapılaşma amacını taşıdığı belirgindir.
Esasen, yasanın amir hükmüne göre, Tapu Sicil Müdürlükleri bu tür satışları kabul etmemektedir. Buna rağmen mahkemelere başvurularak satıcı davalının onanır alınmak suretiyle hüküm kurulmakta, temyiz yoluna başvurulmaksızın ilamlar kesinleştirilmekte ve böylece yasanın kesinlikle menettiği bir olay yargı yolu ile gerçekleştirilmektedir ki bu olgu yasaya aykırıdır.
Yasanın kabul etmeyip engellediği bir konuda; davalının, davayı kabul etmesi hukuki sonuç sağlamaz. Bu yol izlendiği takdirde diğer yasaların da engellediği olayların yargı yolu ile yasaya aykırı biçimde oluşturulması gibi, hukuka, kamu düzenine aykırı sonuçlar ortaya çıkacaktır. İşte imar planı olmayan yerlerde imara aykırı yapılaşma ve çarpık şehirleşmeyi önlemek amacı ile getirilen İmar Yasasının 18. maddesinin son fıkrasının uygulanmasını engellemeye yönelik bu tür kararlar yasaya aykırı olmakla, bozulması gerektiği sonuç ve kanısına varılmıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığı'nın temyiz itirazının kabulü ile HUMY. nın 427/6. maddesi uyarınca Bursa Asliye Dördüncü Hukuk Mahkemesi'nin 989/679 esas, 989/740 karar sayılı (5.7.1989) tarihli kararın, hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmi Gazete'de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine, 06.02.1990 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy