(818 S. K. m. 162, 163)
Dava: Taraflar arasındaki şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı, mahal mahkemesinden verilen hükmün; Dairemizin 12.12.1995 gün ve 1995/7593-9368 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: Dava, arsa sahibi ile yüklenici arasında yapılan eser sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılan dairelerden nizalı olanı yükleniciden aldığını ve nizalı taşınmazın kendisine teslim edildiğini de ileri süren davacının, tescil isteğinden ibarettir. Davalı yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini ve davanın reddine karar verilmesini savunduğu görülmüştür. Arsa sahibi yükleniciyi dava ederek, eser sözleşmesinin iptalini talep etmiş, dava nihayete ermiş ve o davada fesih isteği yerinde görülmediğinden reddedilmiş ve de noksan kalan işlerden dolayı yüklenicinin arsa sahibine karşı borçlandırıldığı ve da bu edim noksanlığının miktarının tespit edildiği, böylece edim noksanlığının yükleniciden alınarak davalı arsa sahiplerine verilmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Şu hale göre arsa sahibi artık akdin feshini isteyemez. Arsa sahibi ile yüklenici arsa sahibine ödeyeceği miktar tespit edildiğine göre, bu miktar yüklenici tarafından ödenirse, yüklenici edimlerine karşılık arsa sahibinden kendisine bırakılan dairelerin tapularını isteyebilir. Bu cümleden olarak, yükleniciden daire alan davacının da ona halef olarak istemde bulunma imkanı doğar.
Ne var ki, arsa sahibi açmış bulunduğu davayı kazandığı ve lehine ilam aldığı halde o ilamı infaz ettirmediği anlaşılmıştır. Yüklenici de ilamı infaza koymamaktadır. Bu durumda, yükleniciden daire alan kişilerin bu dairelerin tapularını istemeleri hakkı engellenmektedir. Yükleniciye halef olan kişiler ya toplu olarak hareketle arsa sahiplerine karşı yükleniciye edimlerini yerine getirmeye ve borcunu ödemeye zorlamaları veya onun yerine geçerek kendileri arsa sahiplerine karşı yüklenicinin borçlarını eda etmeleri gerekir. Ya da davacı arsa sahiplerine karşı yüklenicinin halefi olarak o sözleşmeden doğan yüklenicinin borçlarını alacaklı arsa sahibine ve karşı ödemeleri halinde yükleniciden daire alan kişinin tescil isteği kabul edilebilmelidir. Yükleniciden daire alan kişilerin halefi oldukları yüklenicinin bu sözleşmeyi yerine getirmemesi halinde onun iyi niyetli olmadığı ve dolayısıyla kendi haklarını kullanmalarını engelledikleri düşüncesiyle, bu durumda yükleniciden daire alan kişilerin lehine hareket etmek gerekir.
Sonuç: O halde, şu hali yükleniciden daire alan kişiye hatırlatmak ve de yüklenicinin arsa sahiplerine karşı olan edimlerinin yerine getirilmesi hususunun sağlanıp sağlanmayacağı üzerinde durulmak, eğer yüklenicinin edimleri onlar tarafından ve olayda davacı tarafından yerine getirilirse, tescil talebinin kabulü cihetine gitmek gerekirken, bu husus noksan bırakılarak mahkemece dava reddedilmiş ve Dairemizce karar sehven onanmış olduğundan, düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 12.12.1995 gün, 1995/7593-9368 sayılı onama kararının kaldırılmasına ve bozmaya uyulmasına rağmen gerekleri yukarıda yazılı olduğu üzere eksik yerine getirilmiş olmasından dolayı, 25.07.1995 gün ve 1993/1014-1995/731 sayılı kararın (BOZULMASINA), peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 07.03.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy