(3194 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 13)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.10.1995 gününde verilen dilekçe ile alacak, karşı dava ile de tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; her iki davanın kabulüne dair verilen 27.10.1995 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi ve Kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Bursa-Osmangazi İlçesi sınırları içinde tapuda Hamitler Köyü 1140 sayılı parselde kayıtlı taşınmazını mütesaviyen ve haricen davalılara sattığını, teslim de ettiğini, ancak davalıların bu güne kadar bedelini ödemediklerini ileri sürerek Yavuzeli Sulh Hukuk Mahkemesinde satış bedelinin tahsilini istemiş ve satışa dair 12.1.1995 tarihli adi senede dayanmıştır. Davalılarda bir gün sonra karşı dava ile aynı mahkemeye müracaatla aynı harici satım senedine dayanarak taşınmazın tapu kaydının iptali ile müştereken ve mütesaviyen adlarına tescilini istedikleri görülmüştür. Karşı davadaki tescil isteği davacı tarafından kabul olunduğu için mahkeme taşınmazın hisseli olarak tesciline karar vermiştir. Taşınmazın mülkiyetinin harici satışla intikalini sağlamak amacıyla açılan davada esas olan HUMK. nun 13. maddesinde öngörüldüğü üzere taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmasıdır. Kabul bulunması halinde dahi, yetkisiz mahkeme başka kaza hudutları içinde bulunan taşınmaz hakkında tescil kararı veremez. Yetkisiz mahkemenin tescil kararı vermesi HUMK. nun 13. maddesine aykırıdır.
Öte yandan mahkeme İmar Kanununun 18. maddesi açısından da bu şekilde tescilde bir sakınca olup, olmadığı hususu üzerinde de durmamıştır. 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi uyarınca veraset yolu ile intikal eden, kanun hükümlerine göre şuyulandırılan, kat mülkiyeti uygulaması yapılan hisselendirmeler ile turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ve cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacı ile arsa ve parselleri hisselere ayırarak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamayacağından taşınmazın bu madde ile satışının yasaklanan yerlerden olup, olmadığı araştırılmadan karar verilmesi de doğru görülmediğinden Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kanun yararına yazılı emir yoluyla bozma isteğinin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme hükmünün HUMK. nun 427. maddesi uyarınca sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, Bakanlıkça Resmi Gazetede yayınlatılmasına, 28.04.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy