(818 S. K. m. 162) (818 S. K. m. 81)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.10.1995 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal-tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.3.1997 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, arsa sahibi ile yüklenici arasında noterde düzenlenen inşaat sözleşmesi uyarınca, yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerden çekişmeli olanın yükleniciden satın alımına dayalı tescil istemine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Davacı tarafın ibraz ettiği 1.5.1997 tarihli senedin, mahkemece iddianın genişletilmesi olarak kabulü doğru görülmemiştir. Zira HUMK. 185/2. cümlesinde düzenlenen iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi olarak nitelenen, talep sonucunu artırmak, yeni talep eklenerek ya da dayanılan vakaların değiştirilmesi hallerinden birisi burada söz konusu değildir. Davacı, satın alma iddiası ile bu davayı açmış, satı sözleşmesi eki niteliğindeki belgeleri dilekçesine eklemiş ve delillerinide sınırlandırmamıştır. Bu durumda 1.5.1992 tarihli satış sözleşmesi delil olarak değerlendirilerek yüklenicinin imza inkarı hususuda araştırılmalı, imzanın yükleniciye ait olduğu saptandığı takdirde davacının sözleşmesinin daha önce olması nedeniyle buna itibar edilerek aşağıdaki hususlar araştırılmalıdır.
Kural olarak yüklenici ve arsa sahibi kat karşılığı inşaat yapılması hususunda anlaştıklarında ve anlaşma koşulları yerinde getirildiğinde yüklenici kişisel hak kazanır. Bu kişisel hakka dayanarak yüklenici arsa sahibinden inşaat anlaşması uyarınca kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetlerinin adına nakledilmesini isteyebilir. Ya da BK. 162. maddesi ve onu izleyen maddeleri hükmüne yazılı olarak koşulu ile arsa sahibinin onayını almaya gerek görmeden sözkonusu kişisel hakkını üçüncü kişiye temlik edebilir. Yüklenici edimini yerine getirdiğinde üçüncü kişi yüklenici ve arsa sahibine karşı temellük ettiği kişisel hakkını ileri sürme olanağına sahiptir. Davacı da temellü ettiği bu kişisel hakkına dayanarak tescil isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, yapılan keşif sonucu alınan inşaat bilirkişisinin raporunda binanın genel olarak % 95 seviyesinde bitirilmiş olduğu saptanmıştır. Alınan bilirkişi raporu yeterli değildir. Bu durumda mahkemece inşaat raporu getirilip, inşaata uygulanmalı, davacı ve müdahillere satılan dairelerin hangisi olduğu kesin olarak saptanmalı, eğer aynı daireler ise, inşaatın tamamındaki eksik iş yüzdesi belirlenerek bu eksikliğin katlanılabilir bir oranda olup olmadığı tespit edilerek, katlanılabilir bir oranda ise yüklenici ya da onun halefi olan davacıya tamamlama olanağı verilmeli ya da bedeli arsa sahibine ödemek üzere depo ettirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Diğer taraftan davacı satış bedelinin tamamını ödemediğini, ödemek istediğinde de yüklenicinin kabul etmediğini belirttiğine göre, bakiye borcun miktarı saptanarak BK.nun 81. maddesi uyarınca ödenmesi de sağlanmalıdır.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar yerinde durulmadan, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine 4.12.1997 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy