(2762 S. K. m. 29) (743 S. K. m. 764, 638, 931, 657)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 4.12.1996 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.8.1997 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin dava değerinden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 14 ve 15 sayılı parsellerde müşterek malik bulunduklarını, bu parseller üzerine 3.1.1994 tarihinde Vakıflar Müdürlüğünün vaki müracaatı üzerine tapu kaydına Bozacı Sultan Vakfı şerhi konmuştur. Davacılar davasında bu şerhin kaldırılmasını istemektedir. Mahkeme şerhi kaldırmıştır. Vakfın niteliği belli değildir. Taşınmazların kadastrosu 1956 yılında 2613 sayılı yasa uyarınca yapılmıştır. Bu yasanın uygulandığı yerlerde hak düşürücü süre uygulanmazdı. Sonradan 3402 sayılı Yasa çıkınca geçici maddesi ile süreler getirilmiştir.
Vakıflar kanununun yürürlüğe girmesi ile taviz bedellerinin ödenmesi ile vakıfların tasviyesi ile ilgili durumlar düşünülmüş ve buna göre 10 yıllık süre içinde tasviye bedellerinin ödenmesi ile vakıfların kullanan mutasarrıflara dönüşünün sağlanması amaçlanmıştır. Ve son olarak vakıflar Kanununun 28.9.1993 gün ve 2888 sayılı kanunla değişik 29.maddesi ile ödenmeyen icareteyn ve mukataalar ivaza dönüşmüştür ve vakfın hakkı, bu ivaz karşılığında taşınmazın tamamı üzerinde ipotekle temin edilmiş sayılmıştır. 1996/4-560 Esas, 1996/784 ve 13.11.1996 tarihli Yüksek Genel Kurul Kararına göre, 2888 sayılı kanunla değişik vakıflar kanununun 29.maddesi ve özellikle icareteynli ve mukataalı vakıf taşınmaz malların taviz bedelleri mutasarrıflarınca ödenip mülkiyeti devralanları için öngörülen 10'ar yıllık sürelerin dolmasından sonra, mülkiyetin mutasarrıfa geçeceği ve vakfın bu taşınmaz mal üzerindeki hakkının ivaza dönüşeceği, vakfın bu hakkı içinde taşınmazın tamamı üzerinde ipotek tesis edilmiş sayılacağı, 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 2888 sayılı kanunla değişik 29.maddesi hükmü gereğidir. Hukuk Genel Kurulunun 19.9.1990 gün 332/415 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere taviz bedeli ödenmedikçe temliki tasarruf yapılamayacağına ilişkin takyit bir gayrimenkul mükellefi- yetidir. Yine Medeni Kanunun 764. maddesinde tekyit edilen gayrimenkulün maliki değiştiği takdirde, yeni malikin başka bir muameleye hacet kalmaksızın gayrimenkul mükellefiyetinin mevzuuna dair şeylerle borçlu olacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükmün doğal sonucu olarak kayıt ve belgelerden aslının vakıf taşınmaz mal olduğunun anlaşılması halinde vakıf şerhinin intikal (gitti) kayıtlarına sonradan işaret edilmiş bulunması veya dayanaksız olarak silinmesi yeni maliki bu mükellefiyetten yani taviz bedelini ödemekten kurtaramaz. Yasadan doğan gayrimenkul mükellefiyeti karşısında sonraki malikin iyi niyet iddiasında bulunarak Medeni Kanunun 638 ve 931. maddelerinden yararlanmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Zira Medeni Kanunun 657.maddesinde de bu husus açıkça belirtilmiştir.
Yine Medeni Kanunun 917. maddesi uyarınca Hazinenin sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için temliki tasarruf sonucu oluşan kayıt ilgililerine uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini için başvuru imkânının kalmaması icap eder...
Bu duruma göre, taşınmazın evveliyat kaydı getirtilmeli, üzerindeki şerhin mahiyeti irdelenmeli, yukarıda bahsedilen 2888 sayılı kanunun getirdiği kanuni ipotek (Gayrimenkul mükellefiyeti) hakkı gayrimenkulü takip edeceğinden, bunun bir kanundan doğan sükutu hak müddeti istisnası olup olamayacağı tartışılmalı, yukarıdaki Genel Kurul Kararından da yararlanılarak bir hüküm kurulmalıdır. Öyle Vakıflar vardır ki mer'a vakıflarıdır. Mer'a vakıfları aslı mer'a olduğu için sükûtu hak müddetine tabi değildirler. Bunlar hakkında sükûtu hak müddeti uygulanmaz. İçtihatlarla bu durum belirgin hale gelmiştir. Ne var ki 2888 sayılı yasa vakıfları tasviye için mutasarrıflara taviz bedeli ödenmesi karşılığında haklar bahşetmiştir. Ve bu taviz bedelinin ödenmesini de yasal ipoteğe bağlamıştır. Bunların kararda incelenmeden ve ayrıca vakfın evveliyatına dair tapu kayıtları getirtilmeden karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 9.7.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy