(3194 S. K. m. 5, 8, 15, 18) (1086 S. K. m. 427) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 60)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.8.1994 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.10.1994 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.3.1998 gün ve 18593 sayılı tebliğ namesiyle HUMK. 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili 12.8.1994 günlü dilekçesiyle 19.9.1994 günlü noter satış vaadi sözleşmesi ile 174 parselden satın aldıkları hisselerin davacı Bayram ve Sami adına, yine 19.9.1994 tarihli noter satış vaadi sözleşmesiyle 180 parselden satın aldığı hissenin davacı İsmail adına, yine; 5.10.1994 tarihli noter satış vaadi sözleşmesiyle, 367 parselden satın aldığı hissenin davacı Zeynel adına, yine; (13.10.1994) tarihli noter satış vaadi sözleşmesiyle 249 parselden satın aldığı hissenin davacı Ahmet adına, yine; (15.09.1994) ve (16.09.1994) tarihli noter satış vaadi sözleşmesiyle 422 parselden satın aldıkları hisselerin davacılar Mehmet ve Ali adına, yine; 895 parselden haricen satın ve teslim aldığı hissenin davacı Yaşar adına, yine; 169 parselden haricen satın ve teslim aldıkları hisselerin dava dilekçesine ekli listede payları belirtilen 12 davacı adına, yine; 668 parselden haricen satın ve teslim aldıkları hisselerin, dava dilekçesine ekli listede payları belirtilen 66 davacı adına, iptalen tescilini istemiştir. Mahkeme, davalı tapu maliklerinin ayrı ayrı davayı kabul ettikleri gerekçesiyle davacıların davalarının kabulüne karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
25.10.1994 tarihli temyiz edilmeksizin kesinleşen bu hükümden sonra, Tuzla Belediyesi İmar Müdürlüğü tarafından 1.5.1997 tarihinde dosyaya gönderilen yazılarda, yukarıda belirtilen dava konusu parsellerden 367-895-169-180 ve 422 parsellerin ... 8.12.1993 tasdik tarihli 1/25.000 ölçekli Kurtköy yöresi çevre düzeni revizyon nazım imar palanında kalmakta olup, 1/5000 ölçekli nazım planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yoktur... cevabının verildiği görülmüştür.
İmar Kanununun 5. maddesine göre imar palanının ve Nazım İmar planının ayrı ayrı tarifleri yapılmış 8. maddesinde; İmar Planının Nazım İmar Planı ve uygulama imar planından oluşacağı alt düzeydeki yerel fiziki planların 1/5000 ölçekli olup, nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı olup, nazım imar planları Büyükşehir Belediyesince, uygulama imar planları ise ilçe Belediyelerince yapılıp, Büyükşehir Belediyesince onaylanarak yürürlüğe gireceği, ancak; imar planı mevcut olup da; üzeri imar planına ve mevzuata aykırı yapılarla dolu olması nedeniyle bu planın uygulanma olanağı kalmadığı yerlerde Islah İmar planlarının, yapılabileceği kanunlarımızda nizama bağlanmıştır. Bu hükümlerin gayesi bir kadastro parselinin çeşitli imar parsellerine bölünmesi suretiyle düzenli şehirleşmeyi oluşturmaktır.
Bu nedenle sağlıksız şehirleşmeyi, düzensiz yapılaşmayı önlemek gayesi ile getirilen 9 Mayıs 1985 tarihli İMAR KANUNUNUN ARAZİ ve ARSA DÜZENLENMESİ başlığını taşıyan 18. maddenin son fıkrası veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan, kat mülkiyeti kanunu uygulaması tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, İMAR PLANI OLMAYAN yerlerde, her türlü YAPILAŞMA AMACIYLA, arsa ve parselleri hisselere ayrılacak ÖZEL PARSELASYON PLANLARI, SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMELERİ YAPILMAZ; hükmü getirilmiştir. Bu hüküm tapu kanunun 26. maddesi ile noterlik kanunun 60. maddesi 3. bendi hükümlerine nazaran ÖZEL HÜKÜM olup, Genel hükümlere KAMU DÜZENİ gereğince bir İSTİSNA getirmiştir. Ayrıca imar kanununun 15. maddesinin son fıkrasında İMAR PLANI DIŞINDA kalan alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin verilmez demektedir.
Taraflar tapuya satış için gittiklerinde muhafızlıkların satış yapmadıkları nedeni ile dava açmaktadırlar. Dava konusu parseller büyük arazi parçası olup içersinde çok miktarda bina yapılabilecek nitelikte, tapuda TARLA cinsi ile kayıtlı olduğu, satılan hisselerin giderek küçüldüğü ve satışların arttığı açılan dava dosyalarının sayısından anlaşılmakta olup, bu olgu YAPILAŞMA AMACININ varlığını gösterdiği gibi yıllarca süren bu tip satışlar yüzünden şehirlerimizin kenarlarında gecekondu mahalleri doğduğu sağlıksız şehirleşmeye sebebiyet verildiği tespit edilmektedir.
Yasanın gayesi imar planı dışındaki yerlerin sağlıksız şehirleşmesini engellemek olduğuna göre, dava konusu parsellerin imar planları dışında, satışı yasaklanan yerlerden olduğu, uygulamanın kanuna karşı hile sayılması gerektiği halde, mahkemece davalıların davayı kabul beyanlarına itibar edilip kabulüne dair verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı gereçlerle; mahkeme hükmünün HUMK nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, 14.04.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy