(1086 S. K. m. 163, 363, 364)
Dava: Davacı vekili tarafından davalı aleyhine 17.2.1997 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 5.4.1999 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava mer'aya ve su yoluna vaki elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Mahkeme iki kez keşfe karar vermiş ve her ikisinde de davacı taraf keşif giderlerini yatırmadığından keşfe gidilememiştir. Bunun üzerine, Mahkeme ikinci keşif kararının kesin nitelikte olduğunu ve verilen süre içerisinde giderlerin yatırılmadığından HUMK. nun 163. maddesi uyarınca davacının keşif isteminden vazgeçmiş sayılacağından söz ederek kanıtlanamayan davanın reddine karar vermiştir. Hükmü davacı köy muhtarı temyize getirmiştir.
Taşınmazlarla ilgili davalarda çekişmenin çözümlenmesi için yerinde keşif yapılması zorunludur. HUMK. nun 163 ve izleyen maddeleri uyarınca, keşif kararı verilirken yapılacak işler açıkça ve anlaşılır bir şekilde belirtilmelidir. Keşfe ilişkin ara kararında ödenecek Hakim, katip, mübaşir, yol gideri ile vasıta ücreti, varsa bilirkişi ücretinin birer birer açıklanarak yatırılması için keşfe götürecek tarafa uygun bir süre verilmeli, belirtilen işlemlerin tanınan süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde doğacak sonucun yükümlü tutulan tarafa açıkça anlatılması gereklidir.
Eldeki davada ise, davacı köy tüzel kişiliğini köy muhtarı temsil etmektedir. Köy muhtarı hakimin tanıdığı süreye uymadığı takdirde, karşılaşacağı sonucu kestirmek olanağına sahip değildir. Davaların taraflarca bizzat takip edildiği hallerde hakim HUMK. nun 163. maddesinin anlamını, süre verdiği tarafa anlatmak ve açıklamak zorunluluğundadır.
Mahkemece 18.5.1998 ve 22.6.1998 tarihli oturumlarda keşif kararı vermiş ancak, bu giderleri ödemekle yükümlü tuttuğu davacı temsilcisine, keşif giderlerini, tanıdığı süre içinde yatırmadığı takdirde, iddiasını ispat edememiş bir kimse durumuna düşeceğini ve davasının bu nedenle reddedileceğini bildirmemiş ve davacıyı uyarmamıştır.
Bu nedenlerle, Mahkemece birden çok verilen kararının yeterince açık olmadığı anlaşılmakla hükmi bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA; istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 17.06.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy