(743 S. K. m. 650) (3402 S. K. m. 12)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.3.1996 ve 25.5.1995 gününde verilen dilekçeler ile temliken tescil ve birleşen davada ise elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; temliken tescil davasının kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair verilen 2.4.1998 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı (davacı) Vakıflar idaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Davacı, dava konusu 2644 parselin öncesinde, Vakıflar İdaresine ait iken 1969da köy tüzelkişiliğine satıldığını, kendisinin de köy tüzelkişiliğinden 1970 yılında satın alarak üzerine iyi niyetle ev yaptığını, tapulama çalışmaları sırasında taşınmazın davalı idare adına tespit edilerek tespitin kesinleştiğini davalının, aleyhine açtığı meni müdahale ve kal davası nedeniyle öğrendiğini, tapu kaydının beyanlar hanesinde Kargir ev Emin kızı Şefike E.e aittir şerhinin bulunduğunu ileri sürerek, 2644 parselin Medeni Kanunun 650. maddesi gereğince adına tescilini istemiş; Mahkeme, belirlenen arsa bedelinin davalıya ödenmesi koşulu ile davanın kabulüne, birleşen davada ise Vakıflar idaresinin meni müdahale kal ve ecrimisil talebinin reddine karar vermiş, hükmü davalı (davacı) Vakıflar idaresi vekili temyize getirmiştir.
Tapulama Kanununun 31/2 ve Kadastro Kanununun 12/3 maddesi ile, tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlama ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz hükmü getirilmiştir.
Kadastro tutanaklarında belirtilecek haklara karşı açılan davalar 10 yıllık bir hak düşürücü süreye tabi tutulurken, bu hakkın kütüğe tescil edilmesi veya şerhler ya da beyanlar hanesinde yazılı bulunması koşulu aranmamıştır. Kadastro tutanaklarında belirtilecek haklara karşı açılan davalar, tapu siciline tescili gereken veya şerhler ya da beyanlarhanesinde gösterilen bir hakka dayanabilir. Bir hak tapu sicilinde hangi sütunda gösterilirse gösterilsin, bunlara yönelik açılacak davalar 10 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Yasa koyucu ileri sürülecek hakkın türünü sınırlamamış, ancak bu hakkın kadastrodan önce var olması koşulunu aramıştır. Yasa koyucunun böyle bir hak düşürücü süreye gerek duyması bir yandan gerçek hak sahibini belirleme ve bir yandan da Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ile oluşturulan tapu sicilinin durmadan değiştirilmesini önleme ihtiyacından doğmuştur.
Eldeki davada, dava konusu 2644 parselin tapulama tespiti 12.8.1972 tarihinde yapılmış ve tespit 1.11.1973de kesinleşmiştir. Temliken tescil davası ise 7.3.1996da açılmıştır. Davacı, tapulamadan önce yapılmış bina dolayısı ile zeminin temlikini istediğine göre, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3 maddesi hükmünce kadastro sınırlandırma ve tespitlerine ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, Kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak dava açılamayacağından, davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 22.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy