(743 S. K. m. 643) (1086 S. K. m. 292)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.10.1993 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.12.1998 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz, dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, 943 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın 1/3 hissesinin davalılar miras bırakanı Şerafettin Köse adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazın Şerafettin ile evli iken alınıp üzerine bina yapıldığını, taşınmazın alım parasını kendisinin ödediğini ileri sürerek Şerafettin payının 1/2 sinin iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılar, Nihal ve Habibe davayı kabul etmiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk karar Dairemizce 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı içtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belge olmadığı halde tanık anlatımlarına dayanarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden dayanılan diğer deliller yönünden bir inceleme yapılmak üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozmadan sonra davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyize getirmiştir.
Dava, inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bilindiği ve 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı içtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Eş anlatımla inanç gösterilen kişi inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra taşınmazın mülkiyetini ona (inanç gösterene) geçirme yükümlülüğü altına girmiş ise, yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. Aslında inanç sözleşmeleri her türlü delille kanıtlanabilir nitelikte bir sözleşmedir. Yalnız değeri usul kanundaki miktarı aştığı takdirde, usulen yazılı delille kanıtlanması gerekir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri imzalı belgeler ya da en azından olayın tamamen ispatına kafi olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek bir delil başlangıcı niteliğinde bulunması gerekir. Yazılı delil başlangıcının varlığı halinde artık her türlü yasal delil ile dava kanıtlanabilir.
Somut olayda, davacı dava konusu taşınmazda kocası adına oluşan payın 1/2 sinin kendisine ait olduğunu, üzerindeki evi de birlikte yaptırdıklarını bunu için yurt dışından para gönderdiğini ileri sürmüş, bozma kararımızdan sonra para gönderdiğine ilişkin belgeler sunmuştur. Davacı, yargılama aşamasında delillerini hasretmediğinden ve mahkemece diğer delillerinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle verilen karar bozulduğundan sunulan bu belgelerin değerlendirilmesi gerekir. Ancak, bu belgelerin yukarıda açıklandığı şekilde bir yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirip nitelendirilemeyeceğinin saptanması gerekir. Bu belgeleri davacı ibraz ederek ve kendisinin 18.9.1976 tarihinde 15.000 DM. gönderdiğini bildirmiş, tapu bundan kısa bir süre sonra 29.9.1976'da eşi Şerafettin adına oluşmuştur. Mahkemece, tapunun dayanağı resmi senet getirtilerek, taşınmazın kim ya da kimler tarafından alındığının saptanması, vekil aracılığı ile sözleşme yapılmış, paralarında onun tarafından alınmış ise inanç gösterilen kişinin hakları kullanılmasında davranışların vekilinin de inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak zorunda olduğundan artık yazılı delil başlangıcı niteliğinde sayılabilecek havale belgelerinin varlığı nedeniyle tanık dahil her türlü delille davacının iddiasını ispatı mümkün olduğundan tüm bu deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 25.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy