(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine 24.10.1997 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda, davanın davalı Ali T. yönünde kabulüne dair verilen 24.11.1998 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Ali T. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, genel yola bağlantısı olmadığını ileri sürdüğü 643 parsel sayılı taşınmazı için davalılara ait 640 ve 641 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı verilmesini istemiş, yargılama aşamasında 641 parsel sayılı taşınmaz aleyhine açtığı davadan vazgeçmiştir.
641 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden Meral ve Işık kendi yerlerinden geçit verilmesini kabul etmişler, 640 parsel sayılı taşınmaz maliki ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 640 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit hakkı kurulmasına, diğer taşınmaz yönünden de vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Ali T. temyize getirmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 671 maddesi uyarınca geçit hakkı verilmesi istemine ilişkindir. Anılan madde hükmü tariki amme çıkmak için kafi bir yolu bulunmayan gayrimenkul sahibi tam bir ivaz mukabilinde komşularından kendisine geçmek için münasip bir yerin terkini talep edebilir. Bu hak mülklerin ve onlara giden yolların evvelki hallerine göre, bu yolun nereden geçmesi lazım geliyorsa oranın malikine ve icabında bu yolun açılmasından en az mutazarrır olan kimseye karşı kullanılır. Bu yolun tayininde iki tarafın menfaatleri gözetilir şeklindedir.
Maddenin kenar başlığının adı lüzumlu geçit hakkıdır.
Yani bu tür davaları ancak yola gereksinimi olan yani, hiç yolu bulunmayan ya da yeterli yolu olmayan taşınmaz malikleri açabilir. Amaç, onları kesintisiz olarak genel yola ulaştırmaktır. Bu yapılırken de hangi taşınmazdan geçmesi gerekiyorsa onlar üzerinden geçit sağlanmalıdır. Bu yol saptanırken taraf yararlarının gözetilmesi, çevre taşınmazlar ve çevre yollar nazara alınarak tüm olasılıkların ayrıntılı olarak incelenmesi, buna uygun ve denetlenebilir bilirkişi raporları alınması gerekir.
Somut olayda, davacı taşınmazının genel yolla bağlantısının olmadığı sabittir. Yani zorunlu yol ihtiyacı vardır. Ancak, mahkemece, çevre yollar saptanmamış ve alternatif incelemesi yapılmamış, tek seçenek davalı taşınmazı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca paftada geçit verilen taşınmaz ile davacı taşınmazı arasında gözlenen 644 parsel sayılı taşınmazın konumu tam olarak değerlendirilmemiş, bu yerin taraf taşınmazları arasındaki bağlantıyı kesip kesmediği saptanmamıştır. Alınan bilirkişi raporları bu nedenle denetime uygun değildir. Mahkemece öncelikle çevre yolları da gösteren ayrıntılı pafta getirtilerek taşınmaz başında yapılacak keşifte 641 parsel sayılı taşınmaz da dahil olmak üzere yol verme olasılığı olan tüm taşınmazlar yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda mevcut kullanım durumlarına göre ayrıntılı olarak saptanmalı, en az zarar görecek yer belirlenmeli, denetime uygun rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Şayet en uygun güzergah 640 parsel sayılı taşınmaz ise ve bu taşınmaz ile davacı taşınmazının cephesi var ise davacı yanın kararı temyiz etmediği de gözetilerek bu cephe genişliğinde bir yola ihtiyacı olduğunun kabulü gerektiğinden 640 parsel sayılı taşınmaz üzerinden bu genişlik üzerinden geçit verilmelidir.
Davacı ve davalı taşınmazları arasında bağlantı yok ise, genel yola kesintisiz ulaşma olanağı bulunmadığından bu yön gözetilerek sonuca gidilmelidir. Tüm bu açıklanan hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verildiğinden yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 27.12.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy