(818 S. K. m. 18)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.7.1999 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.6.2000 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 6.2.2000 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. M.K. ile karşı taraf vekili Av. H.Ö. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; satış vaadi sözleşmesine dayalı cebri tescil isteğine ilişkindir. Mahkeme; davanın kabulüne karar vermiş, hükmü; davalı vekili temyize getirmiştir.
Davalı vekili; davacı dayanağı 14.5.1998 tarihli sözleşmenin, sözleşmeyi müvekkili nam ve hesabına imzalayan vekil Ş.A.'nın davacıdan ödünç aldığı paranın güvencesi olarak düzenlendiğini savunmuştur.
Bu savunmayı kanıtlamak bakımından satış vaadi sözleşmesiyle aynı tarihte düzenlenmiş olan 14.6.1998 vade tarihli ve 2.500.000.000 lira bedelli bonoyu sunmuştur. Satış vaadi alıcısı olan davacı bu bononun lehdarı, satış vaadi borçlusunun vekili olan Ş.A. da bononun keşidecisidir. Bono bedeli de satış vaadi sözleşmesinde peşinen ödendiği belirtilen miktarla aynıdır. Söz konusu bono davacı tarafından icraya da konmuştur. Dinlenmelerine karşı çıkılmayan davalı tanıkları da somut bilgiler içeren beyanlarında satış vaadi sözleşmesinin borcun teminatı olarak düzenlendiğini açıklamışlardır. Bu maddi olgu ve kanıtlardan satış vaadi sözleşmesinin gerçekte ödünç alınan paranın güvencesi olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 18 inci maddesi hükmü gereğince muvazaaya konu görünürdeki satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 6.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy