(3402 S. K. m. 12) (4342 S. K. m. 4) (766 S. K. m. 31)
Dava: Davacı temsilcisi tarafından, davalılar aleyhine 10.7.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı Hazine yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Belediye Başkanlığı yönünden davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine dair verilen 22.9.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı köy temsilcisi ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir. Mahkeme, davalı Hazine yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Belediye Başkanlığı yönünden de 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde yazılı hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar vermiş; hükmü davacı köy temsilcisi ve davalı hazine vekili temyize getirmiştir.
Davacı köy, dava konusu taşınmazın adına kayıtlı bulunduğu ... Belediye Başkanlığı ile birlikte Hazineyi de davalı göstermiştir. Davalı Hazine vekili meraların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kuru mülkiyeti Hazineye ait yerlerden olması nedeniyle bu tür davalarda Hazine'ye husumet yönetilemeyeceği, Hazine'nin davacı ya da asli müdahil olabileceğini ileri sürmüş, temyiz dilekçesinde de açıklanan nedenlerle davaya asli müdahil olarak katılma talebinde bulunmuş ise de bu taleplerinin tutanağa geçirilmeden ve bu konuda bir karar verilmeden hüküm tesis edildiğini belirtmiştir.
Meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması karşısında ( Mera Kanunu madde 4/1 ) mera ile ilgili olarak Hazine dava açabilir. Meranın kullanımının köy veya Belediyeye bırakılmış olması Hazine'nin dava açmasına engel teşkil etmez. Hazine, çıplak mülkiyet sahibi olarak asli müdahil sıfatı ile de davaya girebilir ve harçtan muaf olduğundan asli müdahale isteminde bulunduğunun da kabulü gerekir. Meralık iddiası ile tapu iptali ve sınırlandırma istendiğine göre, Hazine vekilinin savunma ve beyanları göz önüne alınarak, bu konuda bir karar verilmek gerekirken, bunlar yerine getirilmeden hüküm kurulması isabetli değildir.
Davacı köy temsilcisinin temyiz istemine gelince;
Dava, meralık iddiası ile açılmış tapu iptali ve sınırlandırma istemine ilişkin bulunduğuna göre kamu mallarından olan meralarda 766 sayılı Kanunun 31/2 ve 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinin öngördüğü 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. Davalı Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın bu nedenle reddine dair hüküm de yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla; yukarıda açıklanan hususlar ve uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için 31.5.1965 tarih ve 1960/4 Esas, 1965/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önüne alınarak, tarafların göstereceği deliller toplanmalı, mahallinde keşif yapılarak mülki sınırlar nazara alınmaksızın çekişmeli kesim arazide gösterilmeli, niteliğinin mera olup olmadığı araştırılarak tüm deliller birlikte irdelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı köy temsilcisi ve davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy