(743 S. K. m. 612)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.6.1997 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.5.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 17.11.1981 tarihli paylaşım sözleşmesi uyarınca miras bırakanlarına verilen 2353 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar, sözleşmenin mülkiyet nakli borcu doğurmadığını ve geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar temyize getirmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 612. maddesi uyarınca miras payının temliki sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bir davada olayı anlatmak tarafların, hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir. Somut olayda, davacılar 17.11.1981 tarihli "hususi senettir" başlığını taşıyan belgeye dayanmaktadırlar. Anılan belge, miras bırakan Ahmet'in adına kayıtlı 2353 parsel sayılı taşınmazın paylaşımla davacıların miras bırakanı Şükrü'ye verildiğine ilişkindir. Sözleşme Şükrü ile kendisi gibi mirasçı olan kardeşi Harun arasında düzenlenmiştir. Ahmet'in diğer mirasçısı Hatice paylaşımda yer almamıştır. Bu haliyle sözleşmeyi miras paylaşım sözleşmesi olarak nitelendirme olanağı yoktur. Bu sözleşme sadece Harun'un babadan gelen miras payını diğer mirasçıya devrettiği şeklinde değerlendirilebilir ve yazılı olduğu için de geçerlidir. Bu saptama davanın miras payının temlikine ilişkin olduğunu göstermektedir ve buna göre incelenerek sonuca gidilmelidir.
Dava konusu taşınmaz, kök muris Ahmet adına kayıtlıdır. Yani, taşınmaz üzerinde tarafların babaları dışında, diğer miras bırakan Hatice'nin de payı vardır. Mahkemece, sözleşmenin yukarıda açıklanan niteliği gözetilmeden, davalıların miras bırakan Hatice'den gelen paylarının da iptaline karar verilmiştir. Hükmün, taşınmazda Ahmet'in tüm mirasçılarının payları saptandıktan sonra, eşi Hatice'den davalılara kalan pay belirlenip, bu pay davalılar üzerinde bırakılarak bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 2.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy